Simge Sezer “Mobil Pazarlamanın Geleceği” semineri hakkında yazdı

IMG_0232

Emarsys Kahvaltı Seminerleri Serisinin Ağustos konusu ‘Mobil Pazarlamanın Geleceği’ oldu. Google Asya Pasifik Performans Çözümleri Bölüm Başkanı Mahir Erkan’ın ‘Gelecekten Geliyorum’ (http://bit.ly/Gelecektengeliyorum) ismini verdiği, sunumu ve kişisel gözlemlerini de aktardığı seminerden aklımda kalanlardan bir derleme hazırladım.

E-ticaretle ilgiliyseniz Mahir Erkan’ı blogundan (http://interneticaret.blogspot.com.tr), verdiği seminerlerden ya da 2012’de yayınladığı kitabından (http://bit.ly/ETicaretÇağı) biliyor olabilirsiniz. Birlikte çalışma imkanınız olduysa gerçekten şanslısınız. İşini tutkuyla yaptığı, büyük resme hakim olduğu ve deneyimini paylaşmaya açık olduğu aşikar.

Mahir Erkan, internet teknolojilerinin hızla mobilleştiğini vurguladığı sunumda mobil site ve mobil uygulamalar arasındaki detayların e –ticareti nasıl etkilediğine değindi ve ne şekilde pozisyon almak gerektiğinden de bahsetti.

Tüketici algısının, internetle tanışılan cihazla doğrudan ilintili olduğunu ve kullanıcı deneyiminin buna göre şekillendiğini üstüne basa basa tekrarladı. Internete girilen ilk cihazın bazı toplumlarda bilgisayar ve web tarayıcısı olarak yerleşmesi ile bazı toplumlarda doğrudan akıllı telefon ile başlaması arasındaki paradigma farkına dikkat çekti. Yeni neslin ileride nasıl bir cihaz ve internet deneyimi yaşayacağını öngörmek için hali hazırda bunu tecrübe eden Hindistan ve Endonezya gibi ülkeleri gözlemleyerek anlayabileceğimizi söyleyen Erkan, kendini gelecekten geliyor gibi hissediyor. Katılımcıları da bu farkı görmeye, gelen değişimi şimdiden öğrenmeye davet ediyor. Google ürün başkan yardımcılarından birinin gelişmeleri yerinde öğrenmek için Asya Pasifik Bölgesi’ne yerleşmesini de bu bölgenin önemine bir örnek olarak verdi.

Türkiye’de toplam mobilden gelen %10-15 trafik ile gelecekte %70-80 trafiğin mobilden geldiğinde tablonun tamamen değişeceğini ve bu gidişata hazır olmak gerektiğini dile getirdi.

Tüketicilerin fiziksel mağaza ziyaretlerindeki düşüş ve bunun mobil ile ilişkisini de göz önünde bulundurmaktan, piyasayı doğru okumaktan bahsetti. Blogunda daha önce bu konu şöyle (http://bit.ly/mağazaziyareti) yer bulmuş.

Trendlere kapılıp analiz etmeden yanlış yatırım yapılmaması konusuna vurgu yaptı.

Örneğin app-only (sadece uygulama tabanlı) şirketlerin sayısının artışının o bölgedeki internetin yavaşlığından yani mobil siteye bağlanırken harcanan vakitten ve veri ücretlerinden kaçınmak için uygulama indirilip sadece işlem için veri giriş çıkışı yapılmasından kaynaklanıyor. Flipkart gibi şirketlerde cironun % 75 gibi ciddi bir oranının mobil uygulamadan gelen trafikten karşılandığının tespitinden sonra bu karar alınıyor.

Mobil site ve mobil uygulama iki farklı dünya, farklı ele alınmalı.

Mümkünse bu iki ürünün yöneticileri farklı olmalı. Mobil uygulama indirilmeden önce mobil siteye gidiliyor. Güven inşaa etmek için mobil sitelere ihtiyaç var. Mobil uygulamalar ise daha fazla veri barındırıyor. Lokasyon bilgisi, çeşitli sensörlerle etkileşim imkanı, uygulamanın diğer uygulamalarla entegrasyonu gibi avantajları var. Dolayısıyla müşteriyi farklı şekillerde segmente etmeyi de mümkün kılıyor.

Önce hedef kitleyi tanımak, onun alışkanlıklarını analiz etmek ve anlamak, iş modelini buna uydurmak ilkesi, mobil pazarlama dünyasında da geçerli. Tüketicilerin, mobili alışveriş süreçlerine dahil ettiğinde onlara nasıl fayda sağladığınız önem kazanıyor. Bu karmaşık süreçleri basitleştirenlerin ayakta kalacağı bir dönemden bahsediyoruz. Programlanabilir pazarlama ise bir trend değil, geleceğin ta kendisi.

Emarsys Kahvaltı Seminerleri Serisinin Eylül buluşmasını merakla bekliyoruz.

Simge Sezer

Müge Demirel

Yorum Yap

Bir Cevap Yazın