SosyalKafa

Elektronik cihazlarda düşünmediğimiz nokta: E-atık

Elektronikleşme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Her gün, her hafta, her ay yeni yeni elektronik ürünlerle hayatımızı daha da elektronikleştiriyoruz. Hayatımız kolaylaşıyor; basılı kitaplar gidiyor e-kitaplar geliyor, hayatımız yeniden şekilleniyor. Fakat bahsedilmesi gereken bir konu da fazladan alınan elektronik ve elektrikli ürünler ve ürünlerden oluşan atıklar.

1980’li yıllardan itibaren gittikçe yükselen elektronik ve elektrikli ürün tüketimi cep telefonlarının daha da mobilize olması ile daha da yükseldi. Özellikle son yıllarda popüler marka telefonların seri satışlarla elektronik ürün tüketiminin arttığını görebiliyoruz. Burada temel olarak bakılması gereken konu ise yapılan alışlar değil, “eskiyen” ürünlerin nasıl kullanıldığı. Elektronik atık, e-atık, atık elektronik ve elektrikli eşyaları (AEEE) ya da ömrünü tamamlamış elektrikli ürünler anlamına geliyor.¹ Yani basit bir şekilde, evinizdeki süpürgeden cebinizdeki telefona kadar her şey e-atık kategorisine giriyor. Kişisel olarak hayatını elektronikleştirmeye çalışan bir insan olarak belki onlarca elektrikli, elektronik eşyaya sahibim. Tek başıma yaratacağım e-atığın miktarı yüksek olabilir. Düşünüyorum da koltuğumun altında duran duygusal olarak bağlandığım ilk bilgisayarımdan, merakıma yenilip “bunun içinde ne varmış” diyerek parçaladığım ilk cep telefonumun ve hala bir köşede sakladığım eski telefonlarımı da hesaba katarsak ömrünü tamamlamış eşyalarımı bir türlü e-atık haline getiremiyorum. Aslında bu yazıyı hazırlayana kadar e-atıkları nereye teslim edebileceğime dair bir fikrim de yoktu. Bir yandan da bir tablo ile eşyaların ortalama kullanım ömürleri ve ağırlıklarını göreceksiniz.

Tablo 1²

Dünyada ve Türkiye’de önemli atık başlıklarından biri haline gelen e-atık konusuna kullanıcılar, markalar ve siyasi yönetimler belli adımlar atmaya başladı. Örneğin İstanbul’da yaşayanlar e-atıklarını Kadıköy Belediyesi aracılığıyla geri dönüşüme kazandırabilir. E-atıklar normal atıklarımızdan kimyasal ve fiziksel olarak ayrışıyor. Örneğin e-atıklarda hem değerli hem de tehlikeli materyaller yer alıyor. Bu tip atıklarının normal atıkların aksine farklı bir şekilde ayrıştırılması ve geri kazanılması gerekiyor. Ayrıca e-atıklarda insanlara ve çevreye zararlı birçok element barındırıyor.

Burada bir soru daha aklıma geliyor, eğer e-atıklarımızı geri dönüşüme katmazsak ne oluyor. Araştırmalar gösteriyor ki, geri dönüşüm yapılmayan ürünler en çok atık depolama sahalarına götürülüyor. Burada insan sağlığına ve çevreye zarar vermeyecek bir şekilde depolanan e-atıklar bekletiliyor. İkinci bir yöntem ise Batı’dan 3. Dünya ülkelerine e-atık ihraç etmek. Bu metodda ise “değersiz ülkelerin” “değersiz topraklarında” depolama sağlanıyor. Tabii ki, bu noktada farklı etik sorularda hayatımıza girmiş oluyor. Mesela o bölgelerde yapılan depolamanın güvenlik önlemleri vs. Diğer bir seçenek ise yeniden kullanıma sokma, kullanım hayatı dolmamış çeşitli e-atıkları alıp tamir edip yeniden kullanıma sokmak da mümkün. Fakat bu noktada ya üretici ya da tüketicinin ekstra para harcaması gerekiyor.

Sonuç olarak sadece bir kişi bile çok fazla e-atığı barındırıp bilgisizce evde tutarken yapılabilecek başka şeyler de mümkün. Buradan tüm okurlarımızı da e-atıklarını geri dönüşüme kazandırmaya davet ediyorum.


1) Bhuie, A.k., O.a. Ogunseitan, J.-D.m. Saphores, and A.a. Shapiro. “Environmental and Economic Trade-offs in Consumer Electronic Products Recycling: A Case Study of Cell Phones and Computers.” IEEE International Symposium on Electronics and the Environment, 2004. Conference Record. 2004 (2004): n. pag. Web.

Cairns CN. “E-waste and the consumer: improving options to reduce, reuse and recycle.” Proceedings of the 2005 IEEE international symposium on electronics and the environment, IEEE; (2005): p. 237–42.

2) Robinson, Brett H. “E-waste: An Assessment of Global Production and Environmental Impacts.” Science of The Total Environment 408.2 (2009): 183-91. Web.

Atınç Gürçay