SosyalKafa

İskoçya Terapisi

İnsan bazen güzel bir duyguyu anlatmak istediğinde sözleri yetmeyebiliyor, böyle durumlarda bazen bir müzik parçası seçebilir, hatta yeteneği varsa yapabilir de… ya da bazen çektiği bir fotoğrafla anlatır, bazen de resimleyerek…. Bazı yerler insanda çok fazla duyguyu bir arada uyandırıyor, ve sözlerle anlatmak da gittikçe zorlaşıyor sanırım, en azından benim için öyle…işte bu yüzden İskoçya’yı anlatmak için mesela bir şair olsam  oldukça romantik, az hüzünlü bir şiir yazardım. Yağmurlu ve bol sisli….ya da yönetmen olsam, oldukça pastoral,  şöyle biraz da epik, pöti kareli ama kesinlikle doğa üstü bir film çekerdim. ve Highlands’te geçerdi mutlaka…sonra filmin ikincisini de çekerdim, o da şehirli, şık, fena halde gotik ama son derece gerçekçi olurdu ki o tezat tam da Edinburgh’yı yansıtsın. Bir illüstrasyon çizmek istesem, son derece minimal olurdu misal, az sayıda zarif çizgiyle çokça güzellik anlatırdım… Örneğin İskoçya bir rüya olsaydı ‘Isle of Skye’ olurdu. Sadece gerçek olamayacak kadar güzel olduğu için değil , elini uzattığında gözkyüzüne değebileceğini hatta içindeymiş gibi zannettirdiğinden çokça.

Şimdi ayaklarımı yavaşça yere basıp dünya gözüyle İskoçya’da neler gördüğümü anlatmaya başlayayım, dilim döndüğünce;

Edinburgh

Biz gittiğimizde Edinburgh ne yazık ki bayağı sıcaktı, zaten 2018 yazı Avrupa’da bir çok yerde çok sıcak geçmiş. Ben tabii ki bu şehri yağmurlu ve sisli bir zamanda görmeyi hayal etmiş olsam da bu halinden de oldukça keyif aldım. Gördüğüm mimari ve tarihi dokusunu kaybetmemiş nadir büyük şehirlerden biri, bu haliyle küçük bir kasabaya benziyor aslında, özellikle !old town! bölgesinde gezerken gerçekten de Harry ve arkadaşlarının gezdiği sokaklarda gibi hissediyorsunuz kendinizi. Özellikle nefisli Harry Potter  dükkanlarının yoğun olduğu Victoria Street’ten oldukça etkilenmiş gibi duruyor J.K. Rowling betimlemelerini yaparken. Harry Potter deyince, ben çok büyük hayranı değilim, ancak beraberimde büyük bir hayran olunca elbette Rowling’in H. Potter’ı yazdığı Elephant Cafe’yi görmeden olmazdı. Hayranı olmak bir yana bence çok sevimli, üstelik manzarası da çok güzel bu cafe’nin.

Avrupa şehirlerinin mezarlıkları hep güzeldir, ama Edinburgh mezarlığı ayrıca güzel… Her gün Leith bölgesinde kiraladığımız eve doğru yürürken oradan geçerek gitmeyi tercih ediyorduk, hem kestirme olduğundan hem de insan hayatta kaç kere mezarlıkların içinden geçerek eve dönme şasnı yakalar ki.

Şehri tüm sokakları, parkları, Royal Botanical Garden dahil bahçeleri, tatlış vintage dükkanları, müzeleri, kalesi ve daha aklıma gelmeyen bir çok yanıyla görmeye ve gezmeye kalkarsanız minimum 4-5 gün sürer bence bu şehri. Planı ona göre yapmak lazım. Şehrin içinde, merkezine çok yakın ancak yürürken  karşınıza çıkmayabilecek olan Dean Village bence mutlaka görülmeli. Buraya yakın olduğunu tahmin ettiğim Stockbridge Village ve Circus Lane’e ben gidemedim ama pişmanım, çok güzel görünüyorlardı.

Edinburgh maalesef fotoğraflayabileceğiniz bir şehir değil, ışık asla doğru açıdan gelmiyor, asla güzel bir fotoğraf çekemiyorsunuz. Aslında önceleri ben pek beceremedim diye düşünsem de, instagram’daki fotoları görünce daha iyi anlıyorum, bu şehirde foto çekmeseniz daha iyi.

Şehirde çok fazla müze var, zevkinize göre bir ikisini seçmeniz lazım, biz Writer’s Museum’u seçmiştik ama ona da giremedik ya neyse… Bina muazzam güzel, insana başka bir yüzyıldaymış gibi hissettiriyor kendini, gerçi tüm şehir hatta tüm ülke bana öyle hissettirdi ya…

Edinburgh Caddeleri
Victoria Caddesi / Edinburgh

Highlands ve Isle of Skye

Edinburgh’dan kuzeye bu bölgelere günü birlik gidip gelmek yaptığımız araştırmalar sonucunda pek akıl karı gelmediği için 3 günlük bir tur aldık. Oldukça memnun kaldığımız bu turun detaylarına şu linkten ulaşabilirsiniz.: https://discoverscotlandtours.com/tours/isle-of-skye-the-highlands-loch-ness-3-day-tour-from-glasgow/

Ben turda özellikle Jacobite (Harry Potter treni diye de biliniyor) tren yolculuğu ve James Bond filmlerinden birinde gördüğüm Eilean Donan Castle da olsun istemiştim. İyi de olmuş, her şey inanılmaz güzeldi.

En son söyleyeceğim şeyi en başta söyleyeyim, Highlands ve Isle of Skye benim ömrümde gördüğüm en etkileyici yerlerden biriydi. Zaten doğanın her biçiminden çok etkilendiğim doğru, ancak bu bölgenin çok mistik, çok olağanüstü ve insanı dediğim gibi bambaşka yüzyıllara alıp götüren bir havası var. Yerleşim ve nüfus’un oldukça az olması da muhtemelen bu hissi güçlendiren etkenlerden biri. Highlands’e küçük minivan’ımız ile ilk girdiğimizde ben bir gece öncesinden çok yorgun olduğum için uyuyordum. Bir an gözlerimi açıp camdan gördüğüm manzara karşısında gözlerimden süzülen yaşlara engel olamadım. Hem Highlands bölgesi hem Isle of skye’ın (İskoçya’nın en güzel adalarından biri) güzelliği için daha fazlasını söylemek yerine belki pratik bilgiler verebilirim. Bu bölgeleri turla gezmek yaptığım araştırmaların en makul sonucuydu. Turla çok pahalı değil, sizin için kalacak yer, tren rezervasyonu gibi şeyleri de hallediyorlar. Örneğin Isle of Skye’da kalacak yer bulmak çok zor, internette öyle çok fazla bilgi de kalacak pansiyon da yok açıkçası. Sadece tur bir yerden sonra devamlı arabanın içinde gittiğin ve etrafı seyrettiğin bir duruma dönüşebiliyor, özellikle ikinci günden sonra. Benim için bu hiç sorun değil, çünkü ben seviyorum ve sıkılmıyorum araba yolculuklarından, ama bazılarına sıkıcı gelebileceğinden, bu durumu akılda tutmakta fayda var. Tur genelde doğal güzelliklerin olduğu yerlere götürüyor, bir kaç küçük şehir örneğin Isle of Skye’ın başkenti Portree gibi, ve bir kaç aktivite var, Eilean Donan Castle ve Jacobite treni gibi… Doğa zaten hemen hemen yerde çok güzeldi, İskoçların fyordları olan bir çok ‘Loch’ da görüyorsunuz. İmkanım olsa o loch’ların yakınlarında güzel bir otelde bir kaç gün kalmak isterdim çünkü gerçekten çok dinlendirici, etkileyici ve meditatifler.

Isle of Skye
Eilean Donan Castle
Isle of Skye
Isle of Skye
Highlands
Jacobite (Harry Potter) Buharlı Tren Yolculuğu
 Fairy Pools / Isle of Skye
 Portree Şehri, Isle of Skye
 Highlands
 Fairy Pools / Isle of Skye

Culross

Ben her zaman küçük köyleri gezmeyi çok sevdiğimden mutlaka gitmeden önce günlük gidip gezebileceğim yerleri araştırırım. Culross, Edinburgh’ya bir kaç saat uzaklıkta minik bir kasaba, ama ben burayı çok sevdiğim Outlander dizisinde gördüğüm için biliyordum. Edinburgh’tan gitmesi eğer arabanız yoksa biraz zahmetli, çünkü iki vesait değiştirerek gidiyorsunuz ve otobüslerin saatleri hele de haftasonu ise pek de sık değil. Mutlaka kontrol etmek lazım. Gidişimiz zahmetli olsa da hem gidiş yolunun güzelliği hem de kasabanın kendisi asla pişman etmedi bizi… yapacak pek bir şey yok burada, ama benim için sadece o taşlı, eski sokaklarda yürümek sonrasında da İngilizler’in meşhur afternoon tea saatine denk gelip çay ve kurabiye yiyebileceğim sevimli bir yerde arkadaşlarımla bir kaç saat oturmak yetti de arttı bile.

Pratik Bilgiler:

  • THY’nin Edingburh seferi ile gidip oradan Aer Lingus charter uçağı ile Dublin’e geçtik. Dönüş haliyle Dublin’den oldu.
  • Edinburgh’da 3 gece airbnb’den bulduğumuz bir evde kaldık. Yaz dönemi tüm İngiltere’de bayağı yüksek sezon, hem fiyatlar çok artıyor hem de yer bulmak çok zor oluyor. Biz Leith bölgesinde çok tatlı bir evde kaldık, merkeze 15 dk kadar yürüme mesafesindeydi. Zaten Edinburgh’da tam merkezde kalmak neredeyse imkansız. İskoçya oldukça pahalı bir ülke, hele de yüksek sezonda. Örneğin biz evde kalmamaıza rağmen gecelik kişi başı 70 euro ödedik. Fiyatlar Temmuz 2018.
  • Edinburgh’dan Glasgow’a trenle geçtik, 1 gece de orada kaldık ve turu da oradan başlattık. Glasgow kötü değil ama gerçekten çok sıradan bir şehir olduğu için hiç anlatmaya zahmet bile etmedim. Belki de Edinburgh’nın büyüsünden sonra öyle gelmiştir bize, kimseye özellikle tavsiye etmem.
  • İngiltere vizesi için mutlaka 2-3 ay önceden ve kendi resmi sitelerinden başvurun. Çok fazla soru soruyorlar ama hepsi bu, 130 dolar yatırıp vizeyi almaya gidiyorsunuz sonrasında: https://www.gov.uk/apply-to-come-to-the-uk
  • Isle of Sky / Highlands için tur ayarladık zaten. o da 2 gece 3 gün sürdü. Gayet yeterli bir süre bu bölgeleri görmek için.
  • İskoçya’da bir çok şey gibi yemek de pahalı maalesef. Pahalı bir ülkeye gidiyorsunuz, zaten pound pahalı, o yüzden önceden psikolojik olarak kendinizi buna alıştırırsanız orada rahat edersiniz 🙂 … zaten artık bize her yer pahalı o da ayrı…

 

Daha fazla fotoğraf için instagram hesabım : https://www.instagram.com/______bleu/

Vildan Orancı