SosyalKafa

Pembe Fili Düşünme

“Sana yolculuk yapmak istiyorum, kes yüreğine giden bir bilet; can kenarı olsun!” / Cemal Süreya

 Kendime doğru yolculuğa çıkmaktan her zaman büyük keyif almışımdır.

İnsanın kendine doğru yaptığı / yapmaya çalıştığı yolculuk en zoru ve en değerli olanı. Çünkü bu yolculuğu bitirmiş insan, bir daha asla eskisi gibi olmuyor.

Kişisel gelişim kitapları, zorlayıcı terapiler, TedxTalks, değerli psikologların konuşmaları, meditasyon ve niceleriyle çıktım ben bu yolculuğa!

Ne var ki, ülkemizde kitap okuma oranının azlığı kadar, kişisel gelişim kitaplarının okunma oranı da bir o kadar az.

Son okuduğum kitap, beni bu yazıyı yazmaya itti. Kitabın adı “Pembe Fili Düşünme”.

Kitap, benim için önemli bir konuyu vurguluyordu. Ve belki de, okurken kendime dönerken bulmuştum kendimi.

Farkında mısınız bilmiyorum, toplumumuz bize hep düşüncelerimizi bastırmamız gerektiğini öğretiyor.

“Ağlama kızım, geçer.”

“Üzülme, hadi git bi’ yüzünü yıka.”

“Fazla düşünme, boşver.”

Tüm bunlar, iyi niyetle yapılsa da, biz farkında olmadan “kendine yolculuk sanatından” epeyce uzaklaşıyoruz. Hislerimiz üzerine düşünmek de neymiş, onların üzerini hızlıca kapamaya çalışıyoruz.

Terapiye başladığım ilk zamanlar, psikoloğum bana,

“Vanessa, sence bu neyden kaynaklanıyor, bunun cevabını çok iyi biliyorsun.” diyordu.

O kadar alışmıştım ki, o kadar bana öğretilmişti ki, “kendi” hislerimin “sebebini” göz ardı ediyor, “neden” diye kendime sormaya çekiniyordum.

Bu nedenle, ilk zamanlar, sorular hep cevapsız kalıyordu.

Sonraları, öyle adamıştım ki kendimi kendime, artık başkası beni yönledirmeden kendime sorular sorabiliyor, cevaplarını da çok iyi verebiliyordum üstelik.

Bunu yapamayan değil, yapmak istemeyen o kadar çok insan tanıyorum ki, içten içe üzülüyorum.

Hislerimizden, düşüncelerimizden, kötü duygulardan kaçmaya o kadar alıştırmışlar ki bizi, psikoloğa gidene “ ay bu da deli” demeye, meditasyon yapana “saçmalık yapıyor” diye düşünmeye devam ediyoruz, ve üstelik yumurta kapıya dayanmadan asla aksiyon almıyoruz, alınca da haliyle saklıyoruz.

Utanıyoruz kendimize doğru yaptığımız yolculuğa dair aksiyonları paylaşmaya.

Yine bu tarz bir konu, Ahmet Şerif İzgören’in bir konuşmasında da bahsediliyor. İzgören, “Avucunuzdaki Kelebek”* adlı konuşmasında, “Yaşama amacınız nedir?” veya “Hayatta senin için ne değerli?” sorularına çok az kişinin cevap verebildiğini, çünkü kimsenin buna kafa yormadığından bahsediyor.

Cevapları bilebilsek, yaratabilsek kendimiz için, çok daha anlamlı ve coşkulu bir yaşam** mümkün!

* Avucunuzdaki Kelebek konuşmasının tamamı için: https://www.youtube.com/watch?v=O_TwpFmbmWw

** Anlamlı ve coşkulu bir yaşam için: Savaşçı, Doğan Cüceloğlu kitabı.

Vanessa Kaston