SosyalKafa

Konuşmayı seven Macron


Konuşmayı seven Macron

Macron’un selefi olan Hollande, 5 yıllık görev süresinin ortasında, yani 2 buçukuncu yılında “işsizliği düşüremezsem, ikinci kez aday olmam” demişti. Popülaritesi çok düşük olan François Hollande, görev süresinin tam ortasında olmasına rağmen, ikinci kez seçime girmek istemediğini söylemiş gibiydi. İşsizliğin düşeceğine dair bir emare görülmüyordu.

Hollande’ı işsizlik ile anmak gibi Macron’u da Sarı Yeleklilerle anmak bana göre mümkün. Çünkü Sarı Yelekliler, süreç içinde güç kaybetmiş sokak protestolarından çok genel bir hoşnutsuzluk halini temsil ediyorlar.

İşsizlik kadar, alım gücünün düşmesi, iş kalitesinin düşmesi yani güvencesizliğin artması gibi hadiseler hem Sarkozy, hem Hollande hem de Macron gibi politikacıların sorumlu tutulduğu konular.

Bu yazının konusu aslında neoliberal politikaların sonuçları değil, Macron’un ilk 3 yılını ele almak için bu yazıyı yazıyorum.

Çok sevdiğim birisi Macron için “Macron pilav gibi, hiç bir tadı yok” demişti. Aslında haksız sayılmaz, “ne sağdayım, ne soldayım” “biz yeni bir yol açıyoruz” gibi sözlerle seçim dönemini geçiren Macron, söylemlerinin altını dolduramadı. Bahsettiği yeni yolun ne olduğunu anlamak pek mümkün değil.

Seçilmeden önce Macron’un altını dolduramadığı söylemleri bir kenara koyarsak, ilk 3 yılı için konuşursak, yakın zamanda üzerinde anlaşılan AB kurtarma paketini bir zafer olarak sundu. Özetlenirse eğer 3 yılda tek zafer ve o zaferin de kime ait olduğu tartışmalı. Merkel ile uyumlu çalışmaktan hoşnut olan Macron bu “zaferin” neresinde diye sormak gayet meşru.

Birkaç yıl önce, Sarı Yelekliler protestolarının hararetli günlerinde “aslında bu fena olmadı, Cumhurbaşkanlığı tecrübesi kazanmış oldum” açıklamasını yapan Macron, geçtiğimiz günlerde Başbakanı Philippe ile yollarını ayırmıştı. Benim de dahil olduğum insanlar bunu Philippe tarafından gölgelenmek istememek olarak yorumlamışlardı.

Yakın zamanda Suriye iç savaşında Trump, askerlerini çekme isteğini paylaştığında, Fransa idame güç olarak belirmişti. Nato’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söylemesi, Libya’da Erdoğan ile karşı karşıya gelmesi, Macron’un gaulliste olarak görülmesine sebep oldu. Yani Beşinci Cumhuriyet’in kurucu figürü olan Charles de Gaulle’den adını alan uluslarası politika yaklaşımını uygulamak. Özetle Fransa’nın uluslararası arenada görünür olması ve çıkarlarını savunması üzerine kurulu bir doktrin.

Fransa’da maalesef çok fazla gündeme gelmeyen deniz aşırı Fransız topraklarından olan Fransız Guyana’sında bir ayaklanma meydana geldi. Macron’un görev süresinin başlamasıyla örtüşen dönemde yerel halk, ayrımcılık, işsizlik gibi şikayetlerle ayaklanmışlardı. Sarı Yelekliler hareketine benzer ama daha şiddetli bir ayaklanma. Gündemden uzak ilerleyen gelişmelere bakılırsa, Macron hükümeti hoşnutsuz yerel halk ile anlaşmışa benziyor. Bana göre bu Macron’un küçük de olsa bir başarısıdır.

Guyana başarısının iç dinamiklerini takip etmek zor da olsa, Macron’un başarısı olarak görmenin mümkün olduğu bu dosya dışında, ben bariz bir başarı görmekte zorlanıyorum. İçinde bulunduğumuz salgın döneminde, onlarca hükümetin eleştirilen ya da taktir edilen politikaları bir görecelilik yaratmakta. Macron için bariz bir başarı ya da başarısızlıktan söz etmek mümkün değil.

Geçirdiği 3 yılın son dönemlerinde iddialı uluslararası politik söylemlerde bulunan Macron, mutabık kalınan bir başarıdan yoksun. Şimdiden göründüğü üzere, 2 yıl sonra, ikinci bir dönem için aday olmak isteyecektir. Türkiyeli seçmenler için balık hafızalı tabiri kullanılır ama Fransız seçmenlerin de onları arattıkları söylenemez, özellikle, seçim pusulasında aşırı sağcı Le Pen var ise yani Le Pen korkusunun, karşı adaya kazandırma gücü.

Sosyal Medya Hesaplarımız

İçeriklerimize e-posta ile abone olabilirsiniz

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 7.081 aboneye katılın

Sosyal Kafa 6. Sezon Tanıtım