SosyalKafa

Yeni Baştan Dış Politika

Yeni baştan dış politika

Erdoğan ve kurmaylarına göre hem Azerbaycan Dağlık Karabağ konusunda haklı, hem Doğu Akdeniz’de Türkiye haklı hem de Libya da Birleşmiş Milletlerin tanıdığı Sarrac haklı.

Bu üç konuda da BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’e göre Türkiye HAKLI yerde durmakta.

Birleşmiş Milletler güvenlik konseyi daimi 5 üye ülkeden oluşmakta. Fransa, ABD, İngiltere, Rusya ve Çin. “Dünya 5’ten büyük” olduğuna göre, sıkışıldığında, bu konseyin kararlarına atıf yaparak sarılmak ne anlama gelmekte?

Libya’da Sarrac BM trafından “yegane” tanınan otorite diyenler, işlerine gelmese de bilirler ki aslında Hafter de BM’nin bazı organları tarafından tanınmıştır.

Uluslararası ilişkilerin en başına dönecek olursak, ki Türkiye’de maalesef zorunluyuz: bir devletin, devlet olarak tanınması ANCAK diğer mutabık olarak tanınmış devletlerin o devleti tanımasına bağlıdır. Yalnızca Hafter’in birçok devlet başkanıyla görüşmesi bile onu bir devlet başkanı yapmasa da, bölgesinde bir otorite olarak görmeye zorlar. Bu vaziyet Suriye’nin kuzeyindeki Kürtler için de geçerlidir.

Soyut Devlet-i Âli bekası ancak ve ancak, politikacılardan yalnızca biri olan Bahçeli ya da Erdoğan gibi kişilerden sorulur oldu. Hem politikacı hem de aynı zamanda Devlet-i Âli’nin beka bekçisi olmak zor bir uğraş olsa gerek ki, uluslararası politikanın temel noktalarını hatırlatmak zorunda hissediyorum kendimi.

Partizan basın organlarından sağlıklı haber edinmek çok zor olsa da, Türkiye, bu sefer gerçekten de, hatta dört kolla sardırıldığı üzere BBC muhabirlerinin de onayladığı üzere haklı Azerbaycan’ın yanında durmakta. Fakat nedense, İsviçre’de yapılacak olan müzakerelere görüşmelerine davet edilmediği gibi suçlanmış durumda. Her fırsatta Türkiye savaşa müdahil dedirtmek ancak Türkiye’yi yönetenlerin bir başarısı olmalı!

Azerbaycan diplomasisi

Bana göre sıcak çatışma ya da somut savaş anlarında dünyaya her an malzeme vermemek, malzeme verilse bile kendi bakış açısını baskın kılmak bir başarıdır. Bence Azerbaycan bu süreçte şu ana kadar gayet başarılı bir süreci yönetti.
Dağlık Karabağ, adı üzerinde yüksek yer şekillerinden oluşmakta ve görüldüğü üzere Azerbaycan bu sarp araziyi ele geçirmek için aklı başında bir strateji hazırlamış. Benim gibi, 3 hafta bedelli askerlik yapmış birisinin bile görebileceği şekilde bir askeri başarı söz konusu. Ama bence asıl önemli olan ise diplomatik başarıları. Bu diplomatik başarıları, hem çatışma bölgesinden, onları rahatsız etmeyecek haberler çıkması hem de uyuyan ya da uyumak isteyen Rusya ayısını rahatsız etmemeleri.

Şu ana kadar, Putin’in doğum gününü kutlayan Aliyev, “çatışmalar bitsin” cevabını almış. İsviçre’deki müzakerelerin başlayacağını da Fransız Dışişleri bakanından duymuş olduk. Aliyev zaten masaya oturmaya hazır olduğunu çoktan ilan etmişti, hem de başarılı askeri strateji uygulanırken. Küçük alanlarda 1 saat bile çok önemlidir, Aliyev bu müzakere açıklamasını yapalı günler geçti, bu bile aslında aklı başında bir yaklaşımın göstergesi.

Hem Çavuşoğlu’nu karşılamak, hem Erdoğan’dan “gardaşım Prezidente” diye bahsetmek hem de aklıbaşında davranmak bana göre çok büyük bir başarıdır.

2013 senesinde, Rusya’nın Tumen şehrinden (Sibirya), Azerbaycan’nın Bakü şehrine trenle yolculuk yaptığımda tanıdığım Azerbaycan ile haberlerden takip ettiğim Azerbaycan beni şaşırtmakta. Sohbet ettiğim Azerbaycan polislerine “Aliyev’den sonra oğlu mu başa geçecek?” diye alay ederek, temel insan hakları konusunda hor gördüğüm Azerbaycan, şu anda, Erdoğan Türkiye’sine uluslarası politika dersi verme noktasına çoktan gelmiş durumda.

Temel insan hakları konusunda Erdoğan Türkiyesi ile Aliyev Azerbaycan’ı birbirleriyle yaraşır durumdalar, bu fecaatin tüketildiği 2 ülkede, Aliyev’in dış politika konusunda Erdoğan’dan daha mantıklı adımlar atmış olması Türkiye’nin yeni bir yüz karasıdır.

Sosyal Medya Hesaplarımız

İçeriklerimize e-posta ile abone olabilirsiniz

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 7.103 aboneye katılın

Sosyal Kafa 6. Sezon Tanıtım