SosyalKafa

Fransa’da Neler Oluyor?

2005 yılındaki banliyö olaylarından birkaç kare. Görsel: franceinter.tr


Fransa’da Neler Oluyor?

Paris yakınlarındaki bir yerleşim yerinde Çeçen asıllı bir genç, derste Charlie Hebdo saldırılarına gerekçe gösterilen karikatürleri paylaştığı için bir öğretmenin başını kesti.

Olay uluslararası basında da yer bulduğu için bu barbar saldırı ile ilgili detayları yazmayı tercih etmiyorum.

2020 senesinde böyle bir olayın gerçekleşmesi insanlığa güveni korkunç bir şekilde sarsmakta.

Fransa’daki toplumsal sorunlar için 2005 senesini milat kabul etmek yanlış olmayacaktır. 2. Dünya savaşından sonra organize bir şekilde Magreb ülkelerinden göçmen işçiler Fransa’ya yerleştiler. Almanya’nın işgücü açığını Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya gibi ülkelerden karşılamasına benzer şekilde Fransa da Fas, Cezayir ve Tunus’tan işgücü ihtiyacını karışlama yoluna gitti. Fas, Cezayir, Tunus yani Magreb ülkeleri, Fransa ile olan tarihi yakınlıkları neticesinde bir işgücü sağlayıcısı oldular. Cezayir 1962 yılına kadar Fransız toprağı olduğu için bugün için bile bazı göçmenlik avantajları olsa da, Fransa’ya yoğun olarak bu 3 ülke göçmen gönderdi.

Geçtiğimiz on yıllar içinde bu göçmen işçiler hem ailelerini Fransa’ya getirdiler hem de Fransa’da çocuk dünyaya getirdiler. Fransa’da dünyaya gelen çocuklar da çocuklarını dünyaya Fransa’da getirdiler. Bu Fransa’ya gelen ve Fransa’da doğan kişiler ağırlıklı olarak Banliyölerde yaşamaya başladılar.

Fransız kentlerinin kenarında bulunan bölgelerde yani banliyölerde, köyden kente göçen Fransız işçiler için inşa edilmiş özensiz ve çok katlı binalar, 2. Dünya savaşından sonra ülkeye gelmeye başlayan Magrebinler için uygun görüldü.

İş sahalarıyla doğru orantılı olarak, ailelerini de Magreb ülkelerinden getiren göçmen işçiler için hem binalarda bulunan dairelerin oda sayıları arttı, hem bina sayısı hem de banliyö bölgelerinin sayıları arttı. Geçtiğimiz onyıllar içinde bu binalarsa çok çocuk yaptıkları bilinen Magrebli aileler için 6-7 odalı apartman daireli bile inşa edildi.

Savaştan sonraki birkaç onyıllık dönemde Fransa’daki ekonomik büyüme yavaşladı. Savaş sonrasını takip eden yıllardaki işgücü açığı ise kademeli olarak azaldı. Göçmenlerin sayısı ise hem yeni gelenler hem de doğum sayısının fazlalığı ile artmaya devam etti.

İşsizlik ve hayat pahalılığı en kırılgan toplum kesimini en fazla etkilemekte.

70 milyon olan Fransa’da 4 ile 9 milyon arasında yabancı yaşadığı bilinmekte. Fransız vatandaşlığına sahip yabancı kökenli kişilerin yabancı olarak sayılıp sayılamayacağı üzerine olan tartışma yüzünden bu rakam değişkenlik göstermekte.

İşsizlik oranının yüzde 10 olduğu Fransa’da bazı banliyölerde yaşayan gençler arasında yüzde 40’lara ulaşmış olduğu bir sır değil.

2005 senesinde polisten kaçan 2 genç hayatını kaybetmişti. Hem yaşadıkları banliyöde hem de Fransa’nın neredeyse her bölgesinde birçok taşıt, birçok süpermarket, birçok işletme ateşe verilmişti. 15 yıl sonra bile Fransa’da yaşayan neredeyse herkesin zihninde tazeliğini koruyan bir hadise.

Radikalleşmiş gençlerin hayata geçirdikleri barbarlıklar sadece bir inanç sisteminin gerekliliği olarak ele alınmamalı.

Fransız toplumunun ekonomik bir gelecek sağlayamaması bir getto kültürü yaratmış vaziyette. Yaşadıkları topluma yabancı olan gençler, marjinal grupların etkilerine daha açık hale geliyorlar.

Nefretin varolduğu banliyölerde, beyinleri yıkanmış gençler önümüzdeki süreçte de benzer barbarlıkları hayata geçirebilirler. Zaten kutuplaşmış olan Fransa’nın daha ne kadar barbarlığa sahne olacağını düşünmek bile ürpertici.

Sosyal Medya Hesaplarımız

İçeriklerimize e-posta ile abone olabilirsiniz

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 7.195 aboneye katılın

Sosyal Kafa 6. Sezon Tanıtım