2025 yılında gerçekleşen 27. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En İyi Genç Kuşak Sanatçısı” ödülüne layık görülmüş Mine Nur Şen’in başrolünde olduğu tek kişilik tiyatro oyunu ‘Yıldız’ güncel olarak hala oynanıyor ve büyük ilgi görüyor. Uzun zamandır bu oyunu izleme istediğim üzerine sonunda bu oyuna gitme şansını yakalayabildim. Salona girerken beklentim yüksekti fakat bu kadar etkileneceğimi ve bu kadar iyi bir oyunculukla karşılaşacağımı tahmin etmemiştim.

Bilet alırken oyunun konusuna baktığımda şu şekilde özetlendiğini gördüm: Yıldız. Beş kişilik bir ailede yaşayan bir muhabbet kuşu. Limonlu salatalığı, Bilge’yle tuvalette kitap okumayı, Serap’ın Hamdi’ye bağırmasını, Ela ağlayınca omzuna konmayı ve Ece’nin mor ayakkabılarının içine saklanmayı çok seviyor. Bir gün evden kaçtı. Bu bir çırpıda keşfedilemeyecek kadar geniş dünyadan bir sürü şey öğrendi. Buna büyümek deniyormuş meğer. Bir de şimdi gelmiş hepsini bize anlatıyor. Bir parka tünemiş, gelene geçene sesleniyor.
“Kaybolmak için mi gittin, bulunmak için mi?
Bulmak için.
Ama nereyi, bilmiyorum.”
Mutlu insanlar nerede yaşar? Peki mutlu kuşlar nerede yaşar? Mutlu bir Yıldız nerede yaşar?
Okuduğum anda bu konu ilgimi çekti ama kafamda olan asıl soru, bir insan bir kuşa nasıl can ve ses verebilir oldu. Eminim oyunu izlememiş olanlarınız da aynısını düşünecektir. Oyun ilk başladığında sahnede sadece Mine Nur Şen ve daha sonra oyunda zaman zaman bir ağaç, kafes, bank gibi nesneler olarak kullanılacak bir obje vardı. Fakat sahne çok kısa bir sürede doldu. Bir kuşun dünyasını ve yaşamını izleyeceğimi biliyordum ama bu dünyanın bu kadar empati kurabileceğim bir yer olması beni gerçekten şaşırttı.
Mine Nur Şen’in performansı gerçekten çok etkileyiciydi. Bir kuşu taklit etmekten çok gerçekten onun hisleri ve düşüncelerini seyirciye geçirdiğini düşünüyorum. Makyajı, kostümü, jest ve mimikleri gerçekten bir kuşu izliyormuşum hissine kapılmamı sağladı. Duygu geçişlerini sert bir şekilde hissettirmeden çok doğal şekilde yansıttı. Evden kaçışıyla beraber yaşadığı heyecan, korku, öfke, üzüntü gibi tüm duyguların içinde herkesin kendinden bir parça bulabileceğine inanıyorum.
Yıldız, bir kuşun hikayesini anlatsa da “Kaybolmak için mi gittin, bulunmak için mi?” sorusu üzerine kurulu bir oyun olduğundan izleyiciyi ister istemez kendi hayatına ve hikayesine bakmaya zorluyor. Hikayenin içinde bulunan kaybolmak, aidiyet, büyümek, kendi ayakların üzerinde yaşamak kavramları hepimizin empati kurabileceği olaylar olduğundan oyunun etkileyiciliği artıyor. Oyunu izlerken etrafıma baktığımda seyircilerden kiminin güldüğünü kiminin gözlerinin dolduğunu gördüm bu da benim için herkesin kendinden bir parça bulduğunu kanıtlayan şey oldu.
Oyundan çıktığımda Yıldız’ın bende cevaplardan çok yeni sorular bıraktığını fark ettim. Sanırım bir tiyatro oyununun iyi olduğunu gösteren şeylerden biri de bu. Bu nedenle aldığı ödül ve övgüleri kesinlikle hak eden bir oyun olduğunu düşünüyorum. Eğer bir saat boyunca düşüncelerinizle yalnız kalmak ve sonunda size ışık tutacak bir çıkış yolu bulmak istiyorsanız bu oyuna bir şans vermelisiniz.
Şimdi sizlere soruyorum siz bu yola ne için çıktınız: Kaybolmak için mi bulunmak için mi? Yoksa bulmak için mi?

