SosyalKafa

#Çeviri: Takım Çalışması Üzerinde Dijital Diplomasi Etkisi

Çeviri: Yağız Dizdar
Orijinal metin/ kaynak: Digital diplomacy as a team work tester

 

Takım Çalışması Üzerinde Dijital Diplomasi Etkisi

Farklı ülkelerin dışişleri bakanlıklarına Dijital Diplomasilerini sorduk. İspanya Dışişleri Bakanlığı tarafından kaleme alınan bir yazıyı sizlere sunuyoruz.

Spanish-Social-Network-1024x768

Dijital Devrim’in, diplomasinin tezahürüne ve işleyişine olan şiddetli etkilerini yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Değiştirmemiz gereken ilk şey iletişim kurma şeklimiz oldu. Diplomaside dijitalleşme başlayalı sadece birkaç sene olmasına rağmen, gerçekleştirdiği değişimlerin kalıcı olacağı açık. Halen devam eden bu değişimler, ilerlemeleri etkilediği kadar gündemleri ve iç prosedürleri de etkileyecek gibi duruyor.
Buna ek olarak, sosyal ağlarımızı kullanma şeklimizi de stratejilerin revize edilmesi ve özerksizleştirmesi şeklinde etkiliyor. Sosyal medya tercihleri yerel ihtiyaçlara göre şekilleniyor. Devlet memurları olarak bizler, farklı platformların avantajlarını ve dezavantajlarını yakından takip edip bunları toplumun yararına kullanmak durumundayız.

İlk hedefimiz Dijital Diplomasi atılımını global ölçekte gerçekleştirmekti. Bu da şubelerimize ve dairelerimize diledikleri platformu kullanabilme özgürlüğünü tanıdı. Kısa zaman önce birkaç İspanyol diplomat, bahsedilen bu platformlarla geçirdikleri ilk yıllarında edindikleri tecrübeleri Dijital Diplomasi üzerine yazılacak bir kitapta toplanması amacıyla paylaştı. Meslektaşlarımın verdikleri bilgilerde benzerlik gösteren bazı noktalar vardı. Bunlardan bazıları: Facebook, gurbetçileri elçiliğe ya da konsolosluğa yakın tutma konusunda iyiyken, acil durum anında bilgiyi yaymak için en etkili ve hızlı yöntem Twitter’ı kullanmak. Eğer paylaşılan bilgi önemliyse 1500 retweet’e 20 dakikada, 7000 retweet’e ise biraz daha zaman sonra ulaşabiliyorsunuz. Brüksel saldırılarında da acil durum iletişim bilgilerinin yayılma şekli bu durumun iyi bir örneği oldu.

aslı

Twitter çok yanlı diplomasi için de en iyi platform olduğunu kanıtladı. Ancak Facebook, Kültür Dairelerimiz ya da Kalkınma Fonlarımız için, projelerimizin, etkinliklerimizin ve başarılarımızın daha geniş kitlelere anlatılması ve ulaştırılması noktasında daha iyi bir kanal. Böylece daha geniş kitlelere ulaşabiliyoruz.
Yakın zamanda bir de Instagram maceramız oldu ve yurtdışında Instagram hesabı kullanan dairelerimiz için güzel bir kitapçık hazırladık. Bazı bölgelerde veya ülkelerde, elçiliklerimiz Instagram’ı tercih ediyor. Hatta Kuveyt’teki İspanya Elçiliği’inde olduğu gibi bazı durumlarda sadece bu platformu kullanılıyor.

Takım çalışması üzerine inşa edilmiş bir tasarıyı tercih etmemiz gerekiyordu. Fazla dikkat çekebilecek gözde elçileri motive etmek yerine, her bir elçiliği kendilerinin tercih ettiği bir sosyal platformu geliştirmeleri, sürdürülebilir kılmaları ve beslemeleri için ayrı ayrı teşvik ediyoruz. Bütün bürokratik ekibin Dijital Diplomasi’ye ayak uydurmasını istedik. Bu zor bir görevdi ama en büyük başarımız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

En bilinen kampanyalarımızı öne çıkarmak yerine bütün hesaplarımızın bir bütün olarak büyümesini takdir ediyorum. Online görünürlüğü artırma hedefini buna sıcak bakan diplomatlara delege etmek ya da Madrid’de herkesi ikna edecek bir iletişim ekibi tutmak yerine, İspanyol diplomatların bir bütün olarak bu görevle ilişkilendirilmesi ve kendi kendilerine yönetecekleri kampanyalarla yerel ve bölgesel etki yaratmayı öğrenecek olmaları zorlaştırmıştı.

Böyle bir eylem planı tercih etmemizin sebebi, Dijital Diplomasi’nin sadece bir toplumsal diplomasi metodu ya da online danışmanlık hizmetinden öteye geçeceğine ikna olmuş olmamızdı. Biz Dijital Diplomasi’yi Dışişleri Bakanlıkları için daha derin bir dönüşümün başlangıcı olarak görüyoruz. Bu yüzden herkesin bu fikri onaylaması gerekiyordu. Bu planın uygulanmasının en güzel örneği 28 dijital iletişim noktasının oluşturulmasıydı. İspanyol merkezler diğer diplomatik hizmet sağlayan birimlerin merkezlerinden belli noktalarda ayrılıyor. İspanyol merkezler, videolar, bilgiler, infografikler ve “gifler” üretiyor.

Onlara gerekli parayı iletiyoruz ve görsel içerikleri yerel olarak üretiyorlar. Bazen bizi Madrid’de oturduğumuz yerden şaşırtan sonuçlarla karşılaşıyoruz. Tüm bu tecrübe kelimenin tam anlamıyla doyurucu oluyor. Örneğin Tokyo’da üretilen bir videonun müziği, ritmi ve tadı aynı konu üzerine Canberra ya da Montevideo’da üretilmiş bir videodakinden farklı oluyor. Onları aynı zamanda bölgelerindeki diğer İspanyol görevlileriyle de temasa geçmeleri konusunda teşvik ediyoruz. Böylece ortak ilgi alanları olup olmadığını mercek altına almalarını sağlıyoruz. Böylece mesela, Batı Afrika’daki merkezimiz insani değerleri ilgilendiren durumlara odaklanmışken, Çin’deki içerikler Cervantes’in 400’üncü doğum günüyle ve İspanyolca’nın öğrenilmesiyle ilgili olabiliyor. Ya da Lima’da yaşayan gençlere İspanya’da eğitim almak için sunulan farklı burslardan nasıl faydalanabilecekleri hakkında bilgilendirme yapılabiliyor.

Bu da bize büyük bir çeşitlilik ve esneklik katıyor, ki günün sonunda bizim için en değerli olan şey de bu.

Ceren Ataş

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın