SosyalKafa

Küresel Ağ Şebekeleri ve Sivil Toplum Kuruluşları

Öncelikle söylemek gerekir ki, kürselleşmenin son geldiği noktada, Castells’in ifadesiyle farklı biçimde tezahür eden bir toplumsal yapı olan ağ toplumlarıyla karşı karşıyayız; daha doğru bir ifadeyle iç içeyiz. Yalnız küreselleşmenin bu şebekeleşmiş iletişim ağlarının kullanımına ve erişimine dair coğrafi birtakım eşitsizlikleri de beraberinde getirdiği âşikar. Birleştirici olduğu kadar bölücü olan kürselleşme fenomeninin bu bağlamda bazı aktörleri etkileşim ağının dışında bıraktığını bugün birçok örnek üzerinden görebilmek mümkün(Bauman, 2005).

Bu bağlamda ekoloji, kentleşme, kadın hareketleri gibi dünyanın dört bir yanında meydana gelmeye başlayan yeni toplumsal hareketlerin çeşitli sivil toplum kuruluşları altında, seslerini duyurmak için küresel ağ şebekelerine ne kadar eklemlenebildikleri ve hangi mecrayı ne derece kullanabildikleri sorusunu geçenlerde şans eseri denk geldiğim kapsamlı bir rapor üzerinden değerlendireceğim.

Tech For Good ve Public Interest Registrynin yayınladıkları ortak raporlara dayanarak, Batı toplumlarındaki sivil toplum kuruluşlarında, rakamsal olarak sosyal platform ve internet kullanımlarının gelişmekte olan ülkelerden epeyce önde geldiğini söyleyebiliriz. 133 farklı ülkede, 2,780 STK üzerinden yapılan anketlerde bu kuruluşların %92’sinin bir web sitesine sahip olduğunu, bu rakamın sadece yarısından azının düzenli blog paylaşımı yaptığını görüyoruz. Ankete katılanların yaklaşık 80%’i sosyal medyanın fon toplamak adına faydalı olduğunu söylerken, sadece 11%’lik dilim bir sosyal medya uzmanı ile çalışabiliyor ve bu rakamın %15’i dijital iletişim ihtiyacını gönüllülük esasına dayanan stratejilerle karşılıyor.

Rapora göre, ankete katılanların 95%’i ortalama 5,700’den 128.000 beğeniye uzanan Facebook sayfalarına sahip.  Twitter’da ise bu yelpaze 3,332’den 66.000 arasında değişkenlik gösteriyor. Rakamları takip etmek sıkıcı olabilir fakat asıl noktayı yakalayabilmemiz açısından önem arz ediyor.

Aşağıdaki tabloda ortaya çıkan veriler bize, ekonomik ve politik faktörlerle beraber, dünyanın farklı bölgelerindeki altyapı internet kalitesinin de hem STK’ların dijital araçları kullanım sıklıklarını ve pratiklerini, hem de bağışçıların bu kullanımlara nasıl farklı reaskiyonlar verdiklerini gösteriyor. Diğer bir anlamda farklı coğrafyalar arasındaki eşitsizlikleri, dijital dünya ile olan etkileşim oranları üzerinden değerlendiriyor.

Anket sonucunda ortaya çıkan rakamları görselleştiren tablolar, kimin ne derece küresel ağlara eklemlenebildiği ve sesini duyurabildiğini kesin bir yargıya varamamakla beraber, az çok görsel olarak ifade ediyor. Sonuç olarak küresel ağlar ne kadar özgürleştirici olsa da, şu an için tam anlamıyla eşit bir dağılıma sahip olduğunu söylemek mümkün değil gibi gözüküyor.

Raporun tamamı için:

Kaynakça:

Bauman, Zygmunt. Globalization The Human Consequences. 2005.

 

Ali Mert Gürbüz

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın