SosyalKafa

Yeni Dünyanın “Satıcı”sı

Ahmet Hamdi Tanpınar ünlü romanı Huzur’un tamamlanmadığını, Suat’ın intihar mektubunu yazacağını söylemiştir. 55 sene tozlu arşivlerde keşfedilmeyi bekleyen o mektup, nihayet geçtiğimiz günlerde hayırsever bir edebiyatçı ekip tarafından okur-yazar dünyasına kazandırıldı. O mektubun ilk sayfasında Suat şöyle der:

“Aziz Mümtaz,

Bu mektubumu okuduğun zaman hakkımda ne düşüneceğini bilmiyor değilim. Kendini öldürmek için elalemin evini seçmek her hâlde beğenilecek bir hareket değil. Dünyada yer mi yok!”

Ölmek için elalemin evini seçmek beğenilecek bir hareket değildir. Son 10 yıldır milyonlarca insan ölmemek için başkalarının evini yurdunu seçmekte. Ruhunu özgürleştirmeyi kendi özgür iradesiyle seçen intihar meyilli, dünyayı yönetenlerin antidepresan gülümsemeleri altında, pavyon patronu kapitalizmin her gün biraz daha borçlandırarak kendine mahkum ettiği düzende, her gün başka türlü bir tecavüze uğramakta. Bu yüzden yöneticilerinin çoğunun kaseti veya kaset şüphesi var.

İran Sinemasının büyük yönetmeni Asghar Farhadi, Arthur Miller’in ünlü tiyatro oyunu Satıcının Ölümü’nden serbest uyarlama yaparak çektiği Satıcı isimli filminde bir tecavüzün öyküsünü anlatır. Asla tam olarak telaffuz edilmeyen tecavüz olayı, esasen toplumda da asla tam olarak dillendirilmeyen tecavüzlerin aynasıdır. Her gün binlerce kadın asla tam olarak dillendirilmeyen tecavüzlerin kurbanı olmaktadır. Söz konusu tecavüzse, hafıza-i beşer inkar ile maluldür. Hele ki tecavüz kurbanının erkek yakını ise. “Elalem ne der?” korkusu kadının gördüğü muamelenin de, tecavüzcünün suçluluğunun da ötesine geçer. Ölmek için elalemin evini seçmek, beğenilecek bir hareket olmasa da, başkalarının karısına bakışlarındaki manadan intikam devşirir tecavüz mağdurunun yakını. Asghar Farhadi, filmle ilgili bir röportajında, filmin ana karakterlerinin filmde tiyatro oyuncusu olduklarını, esasen empati yeteneğine sahip olmaları gerektiğini, ancak gerçekler söz konusu olduğunda tecavüz mağduru Rana’nın kocasının tecavüze bakış açısının toplum baskısının altında kaldığını anlatır. Filmde, sahneye konan tiyatro oyununun mu gerçekliğin, gerçekliğin mi oyunun provası olduğunu anlamak güçleşir. Gerçek hayattan da alınsa öyküler, bazen kurgu öyle zorlar ki yazarı, yönetmeni, araya bir replik veya konuyla bağlantısı bulunmayan bir karakter eklemek gerekir. Bu nedenledir ki, sinemadan çıkan insan, otobüs durağında bekleyen insan topluluğuna denk gelmese belki de dünyayı değiştirebilir. Gerçeklik, hayali yok ettiğinde, keskin sınırlı solid bir tümör oluverir, çıkarılıp atılası.

İnsan en iyi kendi dilinde anlatır acısını. Kimse “Türkçe ağla”yamaz. Dilin oluşumunda mı acı yerleşir dile de, mesela dünyanın en güzel ritme sahip dillerinden Farsça, acıyı en güzel ifade eden dillerden biri oluverir? Yoksa dili konuşanların çektiği acılar mı yerleşir dile de, o gırtlaktan değil adeta ciğerden çıkan melodi altyazısız bile izlense o acı, derdini anlatır? Babil Kulesini yıkar Farhadi. Yıkar da, film, yabancı dilde Oscar adayı olur. Esasen kendisi bir yabancı dil olarak dünyaya tanıtılmış, daha sonra ise bilmeyenin adam yerine dahi konulmadığı bir dil haline dönüşmüş olan İngilizce, Oscar’ın anadilidir. Oscar Amca, derdini anlatacak kadar dahi yabancı dil bilmemektedir. Anadili gibi bilmektedir faşizmi. Hollywood dışındaki sinemaya her türlü ötekileştirme, “Amerikan vatandaşı olanlar ve diğerleri” tanımlamasının zirve noktası olan “sapına kadar Amerikalı olanlar ve diğerleri” ile vücut bulur. Trump’ın son kararnamesiyle Asghar Farhadi’nin ödül törenine katılamayacağı belirtilir. Sinemadan çıkan insan, sokakta buz gibi gerçeğe çarpar.

Farhadi insan ilişkilerine yaptığı derinlemesine analizlerle küçük insanları anlatır. Büyük adamların büyük davalarıyla ilgisi yoktur. Billy The Kid, Willy Loman’ı ezemez ona göre. Satıcının Ölümü’nün son repliğinde Willy Loman’ın karısı Linda’nın dediği gibi, “Bugün evin son taksidini de ödedim. Bugün hayatım. Ve evde kimse olmayacak. Artık özgür ve borçsuzuz. Özgürüz, özgürüz, özgürüz.” İnsanın ölmek için elalemin evini seçmesi beğenilecek bir hareket değildir. Dünyada başka yer mi yok? Trump Towers’ı da yıkar Farhadi. Nadide bir kırmızı İran halısının üzerinden geçerek…

Ayşe Özer

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın