SosyalKafa

Yeni bir eSafety raporuna göre, yasağa rağmen çocukların %80’inden fazlası hâlâ sosyal medyayı kullanıyor

Avustralya hükümetinin çocukları dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korumak amacıyla hayata geçirdiği dünyadaki ilk 16 yaş altı sosyal medya yasağı, yürürlüğe girmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen bekleneni veremedi. Ülkenin dijital güvenlik düzenleyicisi eSafety Commissioner tarafından yayımlanan ilk resmi değerlendirme raporu, yasağa rağmen 10-15 yaş arası çocukların ve gençlerin büyük çoğunluğunun platformları kullanmaya devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Konuya ilişkin ayrıntıları aktaran The Conversation rapor analizine göre, yasak öncesinde çocukların %85.9’u en az bir sosyal medya platformu kullandığını beyan ederken, yasal kısıtlamaların üçüncü ayında bu oran sadece küçük bir düşüşle %81.5 seviyesinde kaldı.

eSafety Raporundan Öne Çıkan Rakamlar

Toplam 803 çocuk ve ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilen boylamsal araştırmada dikkat çeken başlıca veriler şunlar oldu:

  • Hesap Sahipliği vs. Aktif Kullanım: Çocukların kendi adlarına hesap açma veya hesaba sahip olma oranı %52’den %42’ye geriledi. Ancak bir hesaba sahip olmadan veya alternatif yollarla platformlarda vakit geçirme sıklığında ciddi bir değişim yaşanmadı.
  • Kullanım Sıklığı Aynı Kaldı: Gençlerin %58’i sosyal medyayı her gün veya daha sık kullandığını belirtti (Yasak öncesinde bu oran %60 civarındaydı).
  • Fiziksel Aktivitelere Yansımadı: Hükümetin “çocuklar ekran başından kalkıp dışarıda oynayacak” beklentisinin aksine; spor, açık hava etkinlikleri, sanat ve arkadaş buluşmalarında dikkate değer hiçbir artış kaydedilmedi.

Gelişmeleri aktaran uluslararası kaynaklardan Bangkok Post’un haberinde, eSafety yetkililerinin çocukların ana platformlar olan TikTok, Instagram, Snapchat ve YouTube kullanım sürelerinin neredeyse aynı kaldığına vurgu yapıldığı belirtiliyor.

Sistem Neden Delindi? Platformların Yaş Doğrulama Zafiyeti

Raporda, yasağın pratikte uygulanamamasının birincil nedeni olarak teknoloji devlerinin etkili bir yaş doğrulama (age assurance) mekanizması kuramaması gösteriliyor. Gençlerin kısıtlamaları aşmak için karmaşık VPN yöntemlerine bile ihtiyaç duymadığı ortaya çıktı:

Çocukların paylaştığı deneyimlere göre:

  • %50’den fazlası, kullandıkları platformların kendilerine yaşlarını doğrulamak için hiçbir soru sormadığını söyledi.
  • %37’si, hesap oluştururken veya güncellerken doğum tarihlerini basitçe 16 yaşından büyük göstererek erişim sağladı.
  • %18’inde ise platformların kullandığı otomatik yaş tahmin algoritmaları çocukların yaşını hatalı tespit ederek onları 16 yaşın üstünde sınıflandırdı.

Nitekim Evening Report analizinde dikkat çekildiği üzere, platformların kapıyı aralık bırakması çocukların davranışsal bir değişiklik yapma ihtiyacını ortadan kaldırdı.

Yasağın Unutulan Yan Etkisi: “Ebeveyn Körlüğü”

Raporun belki de en endişe verici bulgularından biri, yasak sonrasında ebeveynlerin çocuklarının dijital ayak izleri üzerindeki denetimlerinin zayıflaması oldu. Yasağın ardından, çocuğunun sosyal medya kullandığından tamamen habersiz olan ebeveynlerin oranı %10 arttı.

Ebeveynler yasal bir düzenlemenin varlığına güvenerek çocuklarının engellendiğini varsayarken, çocuklar durumu gizlice sürdürmeye başladı. Ayrıca Reddit ve Pinterest gibi kısıtlama dışı kalan ya da denetimi daha zayıf platformlara doğru bir kayış yaşandığı tespit edildi.

Yerel basında yer alan Serbestiyet değerlendirmesine göre, Avustralya hükümeti yasayı savunmaya devam etse de, uygulamanın esnetilmeden yürütülebilmesi için teknoloji şirketlerine verilecek cezaların iki katına çıkarılması gündemde.

Yasal Yaptırım Tek Başına Yeterli mi?

Avustralya deneyimi; Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ve Türkiye gibi dijital çocuk güvenliği yasaları üzerinde çalışan tüm ülkeler için çok kritik bir ders niteliği taşıyor. Dijital mecralar gündelik yaşamın bu kadar derinine nüfuz etmişken, sorunu yalnızca “yasaklama” sığlığına indirgemek iki temel probleme yol açıyor:

  1. Teknolojik Gerçeklikten Kopuş: Biyometrik doğrulama veya resmi kimlik entegrasyonu olmadan yürürlüğe koyulan yaş sınırları, çocukların yaratıcı “etrafından dolanma” yöntemleri karşısında etkisiz kalıyor.
  2. Ebeveyn Sorumluluğunun Devri: Yasak algısı, ebeveynlerde sahte bir güvenlik hissi yaratıyor ve aile içi dijital okuryazarlık diyaloğunu koparıyor.

Çocukları dijital dünyanın risklerinden korumanın yolu, onları tamamen internetsiz bırakmayı hedefleyen yasaklardan ziyade; platformları bağımlılık yapıcı algoritmik tasarımları değiştirmeye zorlamak, şeffaf yaş doğrulama standartları getirmek ve okul-aile ekseninde dijital medya okuryazarlığını güçlendirmekten geçiyor.

Erkan Saka

Academic; Blogger; Metalhead; BJK Fan; @SosyalKafa Coordinator