Fiziksel mekânların, müzelerin, kütüphanelerin ve tarihi alanların tahrip edildiği kriz bölgelerinde bir toplumun toplumsal hafızası ve kültürel mirası nasıl korunur? Günümüzde bu sorunun yanıtı sadece fiziksel muhafaza yöntemlerinde değil; dağıtık cloud (bulut) mimarilerinde, siber dayanıklılık stratejilerinde ve katılımcı dijital arşivcilikte (participatory archiving) yatıyor.

Fotoğraf: Nedal Eshtayah/Getty Images.
Geçtiğimiz günlerde Wired’da yayımlanan dikkat çekici bir inceleme, Filistinlilerin yaşadıkları coğrafi parçalanma, işgal ve fiziksel yıkıma karşı geliştirdikleri “silinemez dijital arşiv” modelini gündeme taşıdı. Birzeit merkezli Filistin Müzesi (Palestinian Museum) genel direktörü Amer Shomali ve ekibinin öncülük ettiği bu proje, dijital teknolojilerin basit bir veritabanı olmanın ötesine geçerek nasıl bir kültürel direnç ve bellek alanına dönüştüğünü belgeliyor.
Fiziksel Yıkımdan Dağıtık Ağlara: Yağmalanamaz Arşiv (Unlootable Archive)
UNESCO verilerine göre 2023 sonundan bu yana Gazze ve Batı Şeria’da 160’tan fazla tarihi yapı, müze, dini mekân ve arşiv alanı ciddi zarar gördü ya da tamamen yok edildi. Fiziksel varlıkların bu derece kırılgan hale geldiği bir ortamda, Birzeit’teki Filistin Müzesi 2018 yılından bu yana geliştirdiği Palestine Museum Digital Archive (PalArchive) projesiyle tarihin tek bir binaya veya sınır hattına hapsolmasını engellemeyi amaçlıyor.
Shomali’nin “yağmalanamaz arşiv” olarak tanımladığı bu açık kaynaklı (open-source) dijital platform, işgal altındaki coğrafyada ev ev gezilerek toplanan belgelerle oluşturuldu. Proje ekibi Batı Şeria ve etrafındaki ailelerin kapısını çalarak eski fotoğrafları, tapuları, mektupları, günlükleri, haritaları ve ses kayıtlarını yüksek çözünürlükte dijitalleştirdi. Bugün platformda 500.000’den fazla dijitalleştirilmiş belge yer alıyor.
“Binaları veya müzeleri bombalayabilirsiniz, ancak dağıtık sunucularda yaşayan, dünyanın dört bir yanına yedeklenmiş toplumsal bir hafızayı tek bir hamlede silemezsiniz.”
Siber Saldırılar ve Algoritmik Baskı Altında Arşivcilik
Dijital arşiv kurmak sadece belgeleri taramaktan ibaret değil; bu verileri sürekli kılmak ciddi bir teknik mücadele gerektiriyor. Wired makalesinde belirtildiği üzere, PalArchive platformu neredeyse her ay düzenli olarak DoS/DDoS ve siber saldırılara maruz kalıyor. Sitenin çökertilme girişimlerine karşı California Üniversitesi (UC) ve Gerda Henkel Vakfı gibi uluslararası kurumlarla iş birliği yapılarak çok katmanlı, coğrafi olarak dağıtılmış yedekleme (distributed backup) sistemleri kullanılıyor.
Sadece doğrudan siber saldırılar değil, ana akım sosyal medya platformlarının uyguladığı algoritmik sansür ve gölge banlama (shadowbanning) da dijital hafızanın sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Tam da bu noktada, Filistin dijital haklar örgütü 7amleh (Arap Sosyal Medya Geliştirme Merkezi) devreye giriyor.
7amleh’in yayımladığı dijital haklar raporlarına ve bünyesindeki 7or (Palestinian Digital Rights Observatory) verilerine göre, Meta, X (Twitter) ve Google gibi dev platformlarda Filistin içeriğine dönük binlerce haksız kaldırma ve hesap askıya alma vakası belgelenmiş durumda. Dijital haklar savunucuları, özel platformların inisiyatifine bırakılan dijital materyallerin kaybolma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Topluluk Odaklı Arşivcilik (Participatory Archiving) Neden Kritik?
Geleneksel arşivcilik anlayışı, belgelerin merkezi devlet kurumları veya elit müzeler tarafından seçilip tasnif edilmesine dayanır. Oysa kriz coğrafyalarında bu merkezi yapılar ya hedef alınır ya da tamamen erişilemez hale gelir. Uluslararası Koruma Enstitüsü (IIC) tarafından ele alınan katılımcı dijital arşiv modelleri, otoriteyi kurumdan alıp topluluğun kendisine veriyor.
Bu yaklaşımda:
- Sivil Muhafızlık: Sıradan yurttaşlar kendi aile arşivlerinin ve kişilsel tanıklıklarının muhafızı (custodian) haline geliyor.
- Sözlü Tarih ve Hikâye Anlatıcılığı: Fotoğraf veya belgenin yanına eklenen sesli kayıtlar, nesnelerin soğuk birer veri değil, yaşayan birer toplumsal hafıza parçası olmasını sağlıyor.
- Açık Erişim ve Veri Bağımsızlığı: Merkezi olmayan depolama protokolleri sayesinde, diasporadaki milyonlarca insan kendi tarihine mekândan bağımsız olarak erişebiliyor.
Suriye’den Filistin’e: Orta Doğu’da Dijital İnsan Hakları Arşivciliği
Filistin’deki bu dijital bellek hamlesi isolated (münferit) bir olay değil. Benzer bir dijital bellek ve adalet mücadelesi uzun yıllardır Suriye’de de yürütülüyor. Mnemonic çatısı altında faaliyet gösteren Syrian Archive (Suriye Arşivi) projesi, çatışma bölgelerinden elde edilen milyonlarca dijital video ve görsel veriyi açık kaynak istihbaratı (OSINT) metodolojileriyle doğrulayarak uluslararası hukuk mekanizmaları için kanıt haline getiriyor.
Gerek Suriye Arşivi gerekse PalArchive örnekleri, 21. yüzyılda medya ve teknolojinin rolünü yeniden düşünmemizi sağlıyor. Dijital araçlar artık sadece tüketim veya iletişim nesnesi değil; cezasızlıkla (impunity) mücadele etmenin ve tarihsel revizyonizme karşı durmanın en güçlü araçlarından biri.
Dijital Arşiv Bir Siyasal Eylemdir
Teknoloji ve dijital kültür penceresinden baktığımızda, Filistinlilerin inşa ettiği bu dijital altyapı bize şu önemli dersi veriyor: **Veri güvenliği ve dijital arşivcilik apolitik teknik süreçler değildir.** Bir belgenin hangi sunucuda saklandığı, hangi açık kaynak kodla indekslendiği ve platform sansürüne karşı nasıl korunduğu, doğrudan bir politik ekonomi ve dijital egemenlik konusudur.
Fiziksel binalar yıkılabilir, ancak kriptografik doğrulamalarla desteklenmiş, çok merkezli ve topluluk tarafından beslenen dijital bir bellek silinemez. Filistin Müzesi’nin ve dijital haklar aktivistlerinin yürüttüğü bu mücadele, dijital çağda kültürel korumanın ve dijital direncin ilham verici bir prototipini sunuyor.



