SosyalKafa

Wikimedia’da sözlü kültürün belgelenmesi

Oral culture documentation participants and organizers in Banglalore, India in 2025

İnternet ve dijital arşivler, doğası gereği yazılı metinlere ve küresel ölçekte baskın olan dillere öncelik verme eğilimindedir. Oysa insanlık hafızasının, yerel ekolojik bilginin, geleneksel masalların, halk şarkılarının ve toplumsal tarihin büyük bir kısmı hiçbir zaman kâğıda dökülmemiş; nesilden nesile sözlü geleneklerle aktarılmıştır. Günümüzde bu durum, yazılı kaynağı bulunmayan kültürlerin ve tehlike altındaki dillerin dijital evrende tamamen görünmez olma riskiyle yüzleşmesine neden oluyor.

Geçtiğimiz günlerde Wikimedia Diff’ta Amrit Sufi tarafından yayımlanan kapsamlı analiz, bu dijital eşitsizliğe karşı yürütülen “sözlü kültür arşivciliği” çalışmalarını ve Wikimedia projelerinin bu süreçteki kritik rolünü gündeme taşıyor. Güney Asya’dan başlayan ancak küresel bir modele dönüşen bu açık kaynaklı belgeleme hamlesi, dijital belleğin yeniden nasıl tanımlanması gerektiğini gösteriyor.

Yazılı Metin Egemeliği ve Dijital Bilgi Eşitsizliği

Dünya genelinde konuşulan yaklaşık 7.000 dilin %10’undan fazlasına (800’den fazla dil) ev sahipliği yapan Güney Asya gibi coğrafyalarda, kültürel mirasın ezici bir çoğunluğu sözlü geleneklere dayanıyor. Bilgi ağlarının sadece yazılı belgeleri, makaleleri ve taranmış kitapları meşru “veri” olarak kabul etmesi, bu zengin birikimi dijital kamusal alanın dışına itiyor.

Nitekim dijital adalet ve marjinalleştirilmiş bilgi sistemlerine odaklanan Whose Knowledge? küresel inisiyatifinin de dikkat çektiği gibi, internetteki mevcut bilgi yapısı kolonyal ve metin-merkezli bir hiyerarşiyi yeniden üretiyor. Yazılı alfabesi gelişmemiş veya matbaa ile geç tanışmış toplulukların hafızası, dijital evrende hak ettiği yeri bulmakta zorlanıyor.

Yurttaş Arşivciliği ve Wikimedia Ekosistemi

Sözlü kültürün kaybolma riskine karşı geliştirilen en dinamik çözümlerden biri, yerel toplulukların kendi hafızalarını kaydetmelerine dayanan “katılımcı arşivcilik” (participatory archiving) veya diğer adıyla yurttaş arşivciliğidir. Wikimedia topluluğu çatısı altında örgütlenen Indic Oral Culture User Group, saha araştırmacıları, dil aktivistleri ve gönüllüler aracılığıyla yerel halk şarkılarını, sözlü tarih anlatılarını ve geleneksel tıp bilgisini sesli ve görüntülü olarak belgeliyor.

Bu metodoloji sadece basit bir ses kaydı almaktan ibaret değil; üretilen verilerin açık lisanslarla küresel bilgi dolaşımına girmesini amaçlıyor:

  • Saha Kaydı ve Wikimedia Commons: Yerel konuşmacılarla yapılan mülakatlar, halk şarkıları ve ritüeller yüksek çözünürlüklü biçimde taranıp telifsiz olarak yükleniyor.
  • Transkripsiyon ve Wikisource: Kaydedilen sesli ve görüntülü içerikler, Oral Culture Transcription Toolkit (Sözlü Kültür Transkripsiyon Araç Seti) kullanılarak metne dökülüyor ve kütüphane altyapısına kazandırılıyor.
  • Vikipedi Maddelerine Kaynak Oluşturma: Küçük veya tehlike altındaki dillerde yazılı kaynak yetersizliği nedeniyle Vikipedi maddesi oluşturulamaması sorunu, bu sözlü kayıtların Wikisource üzerinden doğrulanabilir kaynak haline getirilmesiyle aşılıyor.

Benzer bir topluluk odaklı saha modeli, Endonezya’da Lampung dilinin ve sözlü geleneklerinin dijital ortama aktarıldığı WikiJejama projesinde de başarıyla uygulandı. Küresel ölçekte dil çeşitliliğini korumayı hedefleyen Wikitongues gibi küresel ağlar da bu sürece metodolojik ve teknik altyapı desteği sağlıyor.

Yapay Zekâ Çağında Sözlü Kültürün Stratejik Önemi

Bugün sözlü kültür arşivciliğini her zamankinden daha hayati kılan dinamiklerden biri de **üretken yapay zekâ (Generative AI)** teknolojilerinin yaygınlaşmasıdır. Büyük dil modelleri (LLM) ve yapay zekâ sistemleri, internette taranabilir durumda olan dijital verilerle eğitilir. Eğer bir dilin, bir yerel topluluğun veya bir kültürün internette dijital izi/veri seti yoksa, yapay zekâ tarafından inşa edilen geleceğin bilgi ekosisteminde de o kültür var olamaz.

Yapay zekâ modelleri halüsinasyon görebilir veya otomatik içerik üretebilir; ancak **toplumsal güvene, saha çalışmasına ve doğrudan insan ilişkisine dayanan otantik sözlü kültürü kendiliğinden üretemez.** Bu nedenle yurttaş arşivcilerinin doğrudan sahadan topladığı birinci elden ses kayıtları ve sözlü tarihler, yapay zekânın tek tipleştirici etkisine karşı en güçlü kültürel direnç hatlarından birini oluşturuyor.

Etik, Güven ve Dijital Haklar

Sözlü kültür belgeleri toplanırken dikkat edilmesi gereken en hassas nokta ise sömürgeci/özümseyici veri toplama pratiklerinden kaçınmaktır. Yerel toplulukların rızası (informed consent), veri mülkiyeti ve kültürel protokoller gözetilmeden yapılan dijitalleştirmeler, faydadan çok zarar getirebilir. Wikimedia projelerinde uygulanan açık kaynak metodolojisi, bilginin yerel toplulukların öncülüğünde ve özne olarak dâhil edildiği bir süreçle dijitalleştirilmesini zorunlu kılıyor.

Sözlü Hafıza Dijital Gelecektir

Medya ve teknoloji antropolojisi açısından baktığımızda, Wikimedia üzerindeki sözlü kültür projeleri bize şunu hatırlatıyor: **Dijitalleşme sadece yazılı kütüphaneleri taramaktan ibaret değildir.** Gerçek bir dijital kapsayıcılık, insanlığın binlerce yıldır kulaktan kulağa aktardığı sözlü mirası, ses kayıtlarını ve anlatıları da kodların ve sunucuların dünyasına eşit şartlarda dahil edebilmektir.

Türkiye’de ve bölgemizde de kaybolmaya yüz tutmuş yerel ağızların, somut olmayan kültürel mirasın ve sözlü tarihlerin açık lisanslı dijital platformlara aktarılması; hem yapay zekâ çağında yerel hafızayı korumak hem de dijital kamusal alanı zenginleştirmek adına acil bir ihtiyaçtır.

Erkan Saka

Academic; Blogger; Metalhead; BJK Fan; @SosyalKafa Coordinator