
Müzik endüstrisi, sanatçıların ifade özgürlüğü ile sermaye sahiplerinin sansür gücü arasındaki devasa bir gerilime sahne oluyor. Ed Sheeran’ın Kuzey Amerika’daki “Loop Tour” adlı stadyum turnesi, rap sanatçısı Macklemore‘un Filistin’e destek mesajları nedeniyle turne kadrosundan çıkarılmasının ardından büyük bir boykot dalgasıyla sarsıldı. Aralarında Finneas, İrlandalı müzisyen Aaron Rowe, İrlandalı grup Beoga ve Danimarkalı pop grubu Lukas Graham‘ın bulunduğu tüm alt gruplar (opening acts), Macklemore ile dayanışma göstererek turneden çekildiklerini açıkladı.
Macklemore Neden Turneden Çıkarıldı?
Olayların fitili, 4 Eylül’de New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda gerçekleşen konserde ateşlendi. Macklemore, sahnede yaptığı konuşmada Gazze’deki ve işgal altındaki Batı Şeria’daki insanları unutmadıklarını belirterek “Özgür Filistin” (Free Palestine) sloganını dile getirdi. Aynı zamanda, kampüs protestolarına destek amacıyla yazdığı ve kısa sürede dijital bir direniş marşı haline gelen “Hind’s Hall” adlı parçasını seslendirdi.
Bu açıklamaların ardından, aralarında New England Patriots ve Gillette Stadyumu’nun sahibi milyarder Robert Kraft‘ın da bulunduğu stadyum sahipleri ve bazı lobi grupları, Macklemore’un sahne alması durumunda konserleri iptal edecekleri yönünde turne organizatörlerine baskı yaptı. Sonuç olarak Macklemore turne kadrosundan çıkarıldı.
Sanatçılardan Gelen Zincirleme Boykot
Macklemore’un susturulması, turnenin diğer katılımcıları arasında büyük bir tepki doğurdu. NBC News’in aktardığına göre, Billie Eilish’in kardeşi ve müzikal partneri Finneas, Instagram üzerinden yaptığı açıklamada turneden çekildiğini şu sözlerle duyurdu:
“Sanatçılar ezilenler için seslerini yükselttiklerinde susturulmamalıdır. Ed Sheeran ile olan yaklaşan turne tarihlerimden çekilme kararı aldım. Filistin’in ve halkının yanındayım.”
İrlandalı sanatçı Aaron Rowe ve Beoga grubu da İrlanda’nın kendi sömürge, kıtlık ve işgal geçmişine atıfta bulunarak boykota katıldılar. Rowe, açıklamasında çarpıcı ifadelere yer verdi:
“İrlandalılar olarak soykırımı, zorunlu kıtlığı ve şiddetli işgali çok iyi biliyoruz. Milyarderlerin, güçlerini kullanarak İsrail soykırımına karşı ses çıkaranların ve çocukların vahşice katledilmesine dikkat çekenlerin haklı seslerini susturmasına seyirci kalamam.”
Ed Sheeran’ın “Apolitik” Duruşu ve Sermayenin Sansürü
Yaşanan krizin ardından Ed Sheeran, kararın kendisine ait olmadığını, bütünüyle organizatörlerin inisiyatifinde geliştiğini belirtti. Müziğini ve konser alanlarını “siyasetten uzak, güvenli bir sığınak” olarak tutmayı seçtiğini ifade etti. Sheeran’ın bu apolitik kalma çabası, müzik endüstrisinde güç sahiplerinin (stadyum sahipleri ve organizatörler) editoryal ve sanatsal bağımsızlığa nasıl müdahale edebildiğini tartışmaya açtı.
Macklemore ise durumu özetleyen uzun bir açıklama yayınlayarak Sheeran’a yönelik bir düşmanlığı olmadığını ancak kendi hakikatinden taviz veremeyeceğini vurguladı: “Eğer bu sözler bana sahneye mal olacaksa, ancak konuşmayı yeniden Filistin’e çevirecekse, bu şimdiye kadar çıktığım en başarılı turne olmuştur.”
Kültürel üretimlerin küresel krizler karşısında nasıl bir sınav verdiği, kurumsal sansürün (corporate censorship) dijital kültür ve sanat üzerindeki etkileri açısından kritik bir vaka ile karşı karşıyayız. Milyarderlerin sahip olduğu fiziksel mekanların ve endüstriyel altyapıların birer ifade özgürlüğü kısıtlama aracına dönüşmesi, yeni medya pratiklerinde ve dijital aktivizmde alternatif mecra inşasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Daha fazla okuma için kaynaklar:
- NBC News: Finneas, Aaron Rowe exit Ed Sheeran tour in protest of Macklemore being dropped
- The Guardian: Macklemore dropped from Ed Sheeran’s US tour after ‘free Palestine’ speech
- The Washington Post: Remaining opening acts quit Ed Sheeran’s tour after Macklemore’s removal
- PBS NewsHour: More artists drop out of Ed Sheeran’s tour in solidarity



