Deniz Ergüler’in (@denizerguler) Assassin’s Creed etkinliği notları: “Sanayi Devrimini Yeniden Canlandıran Oyun”

Sanayi Devrimini Yeniden Canlandıran Oyun

Deniz Ergüler

Geçtiğimiz hafta, Ubisoft’un davetlisi olarak, ünlü video oyunu serisi Assassin’s Creed’in İngiltere’de düzenlenen özel tanıtım etkinliğine katıldım. Etkinlikte hem bu ilginç oyunu denedim hem de oyun sektörüne dair yeni şeyler öğrendim. İngilizlerin Londra’nın tarihi dokusunu nasıl koruduklarını gördüğümdeyse aklıma İstanbul geldi ve hayıflandım…

İlki 2007 yılında piyasaya çıkan Assassin’s Creed, tarihi efsaneleri konu alan popüler bir video oyunu. Bugüne kadar 8 bölümü yayınlanan oyunda haçlı seferi, Rönesans, Roma İmparatorluğu, 1500’lü yıllarda İstanbul, Amerikan bağımsızlık savaşı, deniz korsanlığı, 18. yüzyılda Avrupa’nın güçlü devletleri arasında yapılan Yedi Yıl Savaşı ve Fransız İhtilali gibi konular işlendi. Tarihi konularla bezenmiş hikayeler hep ilgimi çekmiştir, bugüne kadar ben de bu oyunlardan birkaçını oynadım.

Serinin dokuzuncu ve son bölümü olan Syndicate’in konusu ise 1868 Viktorya dönemi Londra’sında geçiyor. Oyunun bir bölümünü (Whitechapel sahnesi) deneme fırsatım oldu. Zengin grafikler ve ilginç ses detaylarıyla süslenen oyun, sanayi devrimi döneminde İngiltere’deki sosyal hayatın içinden geçtiği değişimi görme fırsatı sunuyor.

Kraliçe Viktorya’nın hüküm sürdüğü 1837 ve 1901 yılları arası için kullanılan Viktorya dönemi Büyük Britanya krallığının zirve noktası olarak değerlendiriliyor. Fakat tüm bu ekonomik ilerlemenin bir de bedeli var. O dönemde Londra öylesine çok göç almış ki, nüfusu 1 milyondan 6 milyona çıkmış. Suç oranının çok yüksek olduğu bu dönemde özellikle çocuk yaştaki işçiler için hayat çok zormuş. Ortalama yaşam beklentisi ise 41’miş.

Yeni oyunda neler var?

İngiltere’deki özel basın etkinliğinde görüştüğüm Assassin’s Creed Syndicate kreatif direktörü Marc-Alexis Côté’ye göre yeni oyun seriye değişik bir hava katmak için geliştirilmiş.

“Tarihi hikâyelere modern bir hava kazandırmak istedik. Bu nedenle Viktorya dönemi İngiltere’sini seçtik. Londra o dönemde sanayi devriminin merkeziydi, büyük bir değişime sahne oldu. Oyunu oynayanların bu havayı hissetmesi için elimizden geleni yaptık. Önceki serilerden farklı olarak bu oyunda kılıç yok ama tabanca ve tüfek kullanılıyor, ayrıca şehir içerisinde yüzlerce at arabası ve fayton bulunuyor.”

Sanayi devrimi dünyayı değiştirdi

İngiltere’nin öncülük yaptığı sanayi devriminin dünyaya muazzam bir etkisi olmuştu. Yeni icatlar milyonlarca insanın hayat düzenini etkilemiş, ortaya çıkan yeni ekonomik fırsatlar burjuva sınıfını güçlendirmişti. Artık sadece krallar, din adamları veya devlet görevlileri değil para kazanan herkes güç sahibi olabiliyordu. Fakat ortaya çıkan bu fırsatlardan yine küçük bir azınlık yararlandı. Büyük halk kitleleri özellikle de çocuklar sefil şartlarda çalışıp hayatlarını kazanmak zorundaydı.

İşçilere reva görülen bu kötü standartlar sendikal hareketleri tetikledi ve yeni siyasal hareketlere zemin hazırladı. Adını bu hareketten alan Syndicate adlı oyunun kahramanı Jacob Frye ve ikiz kız kardeşi Evie o dönemin Londra’sına hakim olan ve fakirlere zulmeden Tapınak Şövalyeleri’ne karşı amansız bir mücadeleye girişiyor. Tarihi gerçeklerle, efsanelerin iç içe geçtiği oyunda dönemin İngiltere’sine farklı bir seyahat yapmış oluyoruz.

900 kişilik dev prodüksiyon

2,5 yıllık çalışma sonucunda ortaya çıkarılan oyunun geliştirme aşamasında 6 ülkeden 8 ayrı oyun stüdyosunda yaklaşık 900 kişi görev almış. Assassin’s Creed Syndicate oyununun yapım ekibi yöneticilerinden Andrée-Anne Boisvert 12 saatlik zaman farkına sahip uluslararası bir ekiple muazzam bir iş çıkardıklarını söyledi.

“Kanada, İngiltere, Singapur, Ukrayna, Çin ve Fransa’dan yüzlerce ekiple çalıştık. Bu kadar büyük bir proje için önceden iyi bir planlama yapmalı ve doğru stüdyolardan doğru şeyleri talep etmelisiniz. İşbirliği yapmak ve insanları belirli alanlarda özgür bırakmak önemli. Örneğin Singapur’daki stüdyomuz gemi tasarımı konusunda uzman olduğu için oyundaki Thames Nehri sahnelerini onlar düzenledi. İngiltere, Newcastle’daki stüdyo ise araçlar konusunda uzmandı, onlar da oyundaki at arabalarını yaptı.”

At arabası deyip de geçmeyin. Etkinlikte konuşan ve AC Syndicate hikayesine danışmanlık yapan İngiliz tarihçi Judith Flanders’ın şu ifadesi dikkatimi çekti. “At arabası sahibi olmak çok ayrıcalıklı bir statüydü. O dönemde bir Lamborghini kullanmak gibiydi.”

Oyunun ses direktörü Lydia Andrew ise dönemin ruhunu oyunda yansıtabilmek için çok detaylı çalışmalar yaptıklarını ifade etti. “Oyun içerisinde birçok at arabası görüyorsunuz. Bu arabaların hareket etme ve çarpışma sahneleri için stüdyolarda özel sesler ürettik. Londra’nın farklı bölgelerine uygun arka plan sesleri geliştirdik. Oyuncular dönemin aksanı ve kelimeleriyle konuştu. Bu sayede tarihi atmosferi en iyi şekilde yansıttığımızı düşünüyorum.”

Şehrin dokusunu çok iyi korumuşlar

Etkinlik kapsamında ilginç bir şehir turuna katıldım. AC Syndicate yapım ekibi, biz basın mensuplarına şehri gezdirdi ve oyun için yeniden tasarladıkları mekanları gösterdi. Ben de fırsat bu fırsat dedim ve kısa bir video hazırladım. Aşağıdaki videoda hem eski hem de yeni Londra manzaralarına göz atabilir, tasarım ekibinin ne kadar iyi bir iş çıkardığına şahit olabilirsiniz. Geçen onca zamana ve sanayi devrimine rağmen İngilizlerin Londra şehrinin tarihi dokusunu özenle korumuş olmaları ise takdire şayan bir durum. İstanbul’u düşününce insan hayıflanmadan edemiyor…

DENİZ ERGÜREL / Teknoloji Yazarı

Blog: www.denizergurel.net Video Blog: www.youtube.com/denizergurel

Twitter: @denizergurel Facebook: www.facebook.com/denizergurel

Not: Bu yazı ilk olarak Zaman Gazetesi Teknoloji Sayfası’nda yayınlanmıştır

Kaynak: https://medium.com/turkce/sanayi-devrimini-yeniden-canland%C4%B1ran-oyun-814c4e0f186e

Müge Demirel

Yorum Yap

Bir Cevap Yazın