SosyalKafa

Nedir Bu Bechdel Testi?: Kadınların Medyada Görünürlüğü

Bir filmde iki kadının birbiriyle, bir erkekten bahsetmeden konuşması neden hâlâ bu kadar zor?

Bechdel Testi, Alison Bechdel adlı karikatüristin 1985 yılında çıkardığı “Dyk*s to Watch Out For” adlı karikatüründe ortaya çıkmış bir kavram. Bechdel, bu kavramı arkadaşı Liz Wallace ile üretiyor. Bu test, medyada kadınların nasıl yansıtıldığıyla ilgili bir kavram olmakla birlikte tam olarak bir “feminist ölçüt” sayılamaz. Peki, nedir şartlarımız?

  1. En az iki kadın olmalı ve bu kadınların bir ismi ve tanıtımı olmalı (arkaplandaki figüran oyuncular sayılmıyor)
  2. Baş başa en az bir kere diyaloga girmeliler
  3. Bu diyalogda herhangi bir erkek dışında konuşmalılar

Çok basit gereklilikler, değil mi? İki kadın olmalı ve erkekler haricinde bir şey konuşmalılar. Aslında durum tam olarak bundan ibaret, ancak bu testi geçemeyen filmler de az sayıda değil. 2025 itibariyle Oscar tarihinde 97 kazanandan yalnızca 50’si bu testi geçebiliyor. Bu sayı bakıldığında çok az olsa da son beş yılda ise Oppenheimer harici bütün kazananlar bu testi geçti.

Bechdel ve Wallace’ın asıl esin kaynakları Virginia Woolf’un 1929’da yazdığı “Kendine Ait Bir Oda” adlı kitabı. Woolf bu kitabında kadınların tek başlarına bir birey olarak ya da arkadaş olarak yansıtılmadıklarını, onun yerine erkek ve romantik ilişki odaklı ve rakip olarak yazıldıklarını söylüyor. Bu ikili de bu kitaptan çok etkileniyorlar ve günümüzdeki Bechdel, ya da Bechdel-Wallace testi ortaya çıkıyor.

Peki Bechdel Testini geçen bütün filmleri feminist ya da kadınları mükemmel bir şekilde yansıtan filmler olarak adlandırabilir miyiz? Cevabımız: hayır. Bunu ise dört ana başlıkta konuşabiliriz.

İlk olarak, iki kadının birbiriyle diyaloga girmesi bir filmi feminist ya da kapsayıcı olarak adlandırmamız için yeterli değil. Set önü ve set arkası cinsiyet dağılımı, eşitlik, kadın karakterlerin diğer karakterlerle iletişimi, iletişim dili ve kişilik özellikleri gibi birçok yansıtma şekli var ve Bechdel Testi bunların hepsini bize göstermiyor. Örneğin, 2012 yapımı “The Avengers” filminden konuşalım. Bu film Bechdel Testini maalesef geçmiyor, ancak içerisinde Black Widow, Maria Hill gibi güçlü kadın karakterler bulmak mümkün. Bu da bizlere Bechdel testinin niceliğe odaklanırken nitel temsilleri gözden kaçırabileceğini gösteriyor.

İkincisi, testin “erkek” ve “erkeklik” kavramını çok geniş bir yerden alması. Öyle ki kadınlar birbirleriyle bir erkek bebek hakkında konuşsalar bile bu testi geçmeleri için yeterli olmuyor. İki kız arkadaş kardeşleri hakkında konuşsa, ya da daha genel alırsak, hoşlanmadıkları bir erkek hakkında konuşsa bu bile yeterli olmuyor. Bu kadar ağır sınırların olması bence biraz gereksiz. Bunu “romantik çekim olan erkekler hakkında konuşmak” olarak çevirmek daha mantıklı geliyor kulağa.

Üçüncü olarak, Bechdel Testi, kadınların değerini sadece bir kadının yanındayken görülebileceği basmakalıbını besliyor. Kadınların birbiriyle konuşması, medyada düzgün yansıtıldıkları anlamına gelmez ve kadınlığın değeri sadece birbirleriyle arkadaş olduklarında görünür olmaz.

Buradan dördüncü, yani son maddemize bağlamak istiyorum. Kadının bir erkekle romantik anlamda konuşmaması da bu testi geçmek için yeterli değil. Kadınların diğer kadınlarla değer görmesi ve cinsiyetlerin ayrı kutuplara itilmesi bakış açısını bu son iki madde de besliyor diyebiliriz. Kadınların erkeklerle sadece romantik anlamda bağlı göründüğü senaryolara hepimiz hakimiz zaten, toplum da bu iki cinsiyetin arkadaş olamayacağı yönündeki basmakalıpları halihazırda beslemekte. Kadın ve erkeğin hisleri, dostlukları, çabaları hakkında konuşması nasıl kadın yansıtılmasını zedeleyebilir ki?

Bechdel Testine benzer başka testler de var mı? Var tabii ki. Birkaçından bahsetmek istiyorum.

Lena Waithe’nin Waithe Testi‘ne göre, bir filmde en az bir tane insanlarla güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurabilen siyahi bir kadın karakter olması gerekiyor.

Yazar/prodüktör Ligiah Villalobos’a göre bir filmin testini geçmesi için profesyonel ve eğitimli, aksansız bir İngilizce konuşan ve seksüelize edilmeyen bir Latin başrol kadın olması gerekiyor.

Kate Hagen’a göre ise başrollerin yarısının kadınlardan oluşması gerekiyor.

Bechdel testiyle ilgili eleştirisi bana bu yazıda ilham kaynağı olan Bri Castellini ise kendi testini çıkarıyor ve bu testin de üç ana maddesi var.

  1. Filmde bir rolü olan ve en az 5 tane diyalog kuran en az iki tane kadın karakter olmalı.
  2. Bu kadın karakterler, gelecekte partneri olacak ya da halihazırda partneri olan kişiler hariç birisiyle ve ilişkisi dışında en az bir kere diyalog kurmalı
  3. En az bir kadın karakter konuya dahil olacak şekilde, başrol olarak yazılmalı

Ben gündelik hayatımda Bechdel testini arada bir kullanıyor olsam da bunu bir feminist teori olarak görmüyorum, ancak hakkında konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Bechdel testi, kendi başına yeterli olmasa da bize medyada kadının temsiliyeti hakkında bir fikir oluyor. Bu yönüyle, Bechdel testini feminist medya okuryazarlığının bir sonucu olarak değil, bir başlangıcı olarak görebilmek önemli.

Bechdel testine karşı yapılan eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz? Peki sizin favori filminiz Bechdel testini geçiyor mu? Merak ettiyseniz buradan öğrenebilirsiniz.

Ceylin Göktay