Eskiden sinemaya gitmek eğlenceli bir aktiviteydi. Arkadaşların hafta sonu etkinliği, ailelerin keyifli vakit geçirme yöntemi ve sevgililerin klasik buluşma noktasıydı. Filmini seçip ekranı en iyi görebileceğin yerden koltuk seçme ve patlamış mısır eşliğinde filmi izlemek ayrı bir keyifti. Filmi izleyenlerin aynı sahnelerde gülmesi, korkması, ağlaması… bunların heyecanı bambaşkaydı. Fakat son zamanlarda sinemaya gitmek pek de eğlenceli olmamaya başladı.

Sinema Artık Lüks Bir Aktivite
Eskiden “yeni bir film gelmiş, hadi sinemaya gidelim” demek için fazla düşünmezdik; anlık planlar yapardık. Bugün ise durum biraz değişti. Sinemalardaki ciddi fiyat artışları insanlara bu cümleyi kurdururken iki kez düşünmelerine neden oluyor. Bilet fiyatlarının artışı yetmezmiş gibi sinemanın vazgeçilmez ikilisi mısır ve içeceklerin fiyatı da arttı. Arkadaşlarımla sinemaya her gittiğimizde “patlamış mısır ve içeceğe bu kadar para vermeye gerek var mı?” deyip marketten alırdık. Kısaca sinema artık anlık ve basit bir etkinlik değil de neredeyse paramızı biriktirerek gidebileceğimiz lüks bir aktiviteye dönüştü.
Sinema Salonlarından Dijital Platformlara
Sinema salonlarının eskisi gibi tercih edilmemesinin nedeni yüksek fiyatların dışında farklı alternatiflerin ortaya çıkmasıdır. Netflix, Prime Video ve Disney+ gibi platformlar sayesinde tek tuşla, oturduğumuz yerden istediğimiz filme ulaşabiliyoruz. İstersek evde pijamalarımızla istersek filmi indirip uzun yolda izleyebiliriz. İnsanlar bu rahatlığa ve kolaylığa ulaşmışken sinema salonlarının kurallarını pek de aramıyorlar.
Dikkat Süremiz Filmlere Yetmiyor
Dijital platformlardan bahsetmişken TikTok’un sinema kültürüne etkisine değinmeden olmaz. TikTok ile kısa videolara alıştık bu da bizim dikkat süremizi ciddi bir şekilde etkiledi. Hatta bazen bir dakikalık videolara bile uzun demeye ve hızlandırmaya başladık. Sinemada ise en az 90 dakika oturup filmi izlememiz gerekiyor. TikTok ise dikkat süremize göre içerikler hazırlıyor bu da özellikle gençlerin sinema salonlarında iki saat boyunca oturup film izlemesini zorlayıcı ve sıkıcı bir hale geliyor. Kısa içerikler, uzun içeriklerin önüne geçerek sinema salonlarını geri planda bırakıyor.
Filmler Hep Aynı
Birçok kişi “Eskiden filmler daha iyiydi, daha kaliteli yapımlar vardı” diyor. Son yıllarda sinema sektörü sürekli kendini tekrar etmeye başladı. Artık yeni yapımlar yerine devam filmleri yapılıyor. Yapımcılar risk almak yerine aynı projeleri yeniden çekiyorlar. Bu da izleyicide bıkkınlık yaratıyor. İnsanlar daha farklı, daha özgün konular isterken bunlara ulaşamıyor. Sinema salonlarında filmler var fakat kaliteli ve çeşitli değiller. Bu da insanları sinema salonlarından uzaklaştırıyor.
Ev Yeni Sinema Salonumuz Oldu
Karantina döneminde hepimiz ev konforuna alıştık. Hepimiz evlerimizi birer sinema salonuna dönüştürdük ve filmleri, dizileri evimizde izlemeye başladık. Karantina sonrası sinema salonları açıldığında, sinemaya gitmeyi özlediğimiz için açılır açılmaz arkadaşımla birlikte sinemaya gitmiştik. Hatta salonların dolu olacağını düşündüğümüz için biletlerimizi önceden ayırmıştık. Fakat salonda sadece ikimiz vardık. Daha sonrasında ise her sinemaya gittiğimde salonların eskiye göre daha boş olduğunu fark ettim. Bu da insanların karantina döneminde evden her türlü içeriğe ne kadar kolay ulaşabildiğini görmesiyle alışkanlıkların kalıcı hâle geldiğini gösteriyor.
Sinemalar Hala Bizimle
Sinemaların tamamen yok olduğunu söylememiz yanlış olur; bunun yerine daha farklı bir deneyime dönüştüğünü söyleyebiliriz. Evde izlemek daha rahat ve ucuz olmasına rağmen hiçbir şey sinema salonunda kalabalıkla birlikte izleme hissine erişemez. Sinema kültürünü yaşamak isteyenlere ise Kadıköy Sinemasını öneririm. Ben daha önce birkaç kez gitmiştim, salonlar normal salonlara göre daha kalabalık. Filmi insanlarla birlikte daha heyecanlı bir atmosferde izlemek isteyenlere tavsiye ederim.



