Google, yayımladığı yeni yapay zeka yönetişimi raporunda en gelişmiş yapay zeka modelleri için FARO (Frontier AI Regulatory Organization) adlı bağımsız bir denetim kuruluşu kurulmasını önerdi. Şirket, sohbet botları gibi yaygın kullanılan yapay zeka uygulamalarında ise yeni bir düzenleme rejimi yerine mevcut hukuki çerçevenin esas alınmasını savunuyor.
Google, yayımladığı “Amerika’da Yapay Zekâ Yönetişimine Pragmatik Bir Yaklaşım” başlıklı politika belgesinde, yapay zekâya tek tip bir düzenleme uygulanmasının doğru olmadığını savunuyor. Şirkete göre en gelişmiş “frontier” (sınır) modeller ile sohbet botları gibi yaygın kullanılan yapay zekâ sistemleri farklı riskler üretiyor ve bu nedenle farklı yönetişim araçları gerektiriyor.
Belgenin merkezinde ise yeni bir kurum önerisi yer alıyor.
Önerinin odağında FARO var
Google, federal gözetim altında çalışacak bağımsız bir regülasyon kurumu olarak “Frontier AI Regulatory Organization” (FARO) kurulmasını öneriyor. Belgede bu yapının, en gelişmiş yapay zekâ modelleri için güvenlik standartları geliştirmesi, şirketlerin risk azaltma süreçlerini doğrulaması ve yıllık bağımsız denetimleri koordine etmesi gerektiği belirtiliyor.
Şirkete göre bu kurum doğrudan devlet kurumu olmayacak; elektrik, finans ve muhasebe sektörlerinde faaliyet gösteren bağımsız düzenleyici kuruluşlara benzer şekilde çalışacak. Yönetiminde hem bağımsız üyeler hem de sektör temsilcileri bulunacak, ancak federal hükümet gözetiminde faaliyet gösterecek.
Günlük yapay zekâ için yeni yasa değil, mevcut hukuk
Belgede dikkat çeken ikinci ayrım ise yaygın kullanılan yapay zekâ sistemlerine ilişkin.
Google, sohbet botları ve benzeri uygulamalar için tamamen yeni bir düzenleme rejimi kurulmasına gerek olmadığını savunuyor. Bunun yerine tüketici güvenliği, mahremiyet veya telif hakkı gibi sorunların mevcut hukuk çerçevesinde ele alınabileceğini, gerektiğinde mevcut düzenlemelerin güncellenmesinin yeterli olacağını belirtiyor.
Şirkete göre politika yapıcıların odaklanması gereken başlıklar arasında iş gücü dönüşümü, çocukların korunması, enerji altyapısı, bilgi bütünlüğü, telif hakları ve mahremiyet yer alıyor.
Güvenlikten enerjiye uzanan politika paketi
Raporda yapay zekâ politikası yalnızca model güvenliğiyle sınırlandırılmıyor.
Google, çocuklara yönelik yapay zekâ sistemlerinde uyarılar, yaşa uygun tasarım ve kendine zarar verme sorgularında müdahale protokollerinin zorunlu tutulmasını öneriyor. Üretken yapay zekâ içerikleri için dijital filigran ve içerik kökeni standartlarının yaygınlaştırılması gerektiğini savunuyor. Mahremiyet alanında ise Mahremiyeti Artırıcı Teknolojilerin (PETs) geliştirilmesini destekliyor.
Belge ayrıca yapay zekâ veri merkezlerinin büyümesini enerji politikasıyla ilişkilendiriyor. Google, veri merkezlerinin elektrik şebekesine yeni yatırımlarla birlikte genişletilmesini ve bunun uzun vadede enerji maliyetlerini düşürebileceğini ifade ediyor.
Google’ın “Orta Yolu” Gerçekten Kimin Orta Yolu?
Google Küresel İlişkiler Başkanı Kent Walker, raporu lanse ettiği kurumsal blog metninde şirketin önerisini, “aşırı düzenleme” ile “hiç düzenlememe” arasında kalan “orta yol” olarak tanımlıyor. Walker’a göre bu yaklaşım, hem sınır yapay zeka modellerinin hem de yaygın kullanılan yapay zeka uygulamalarının farklı risklerini dikkate alan pragmatik ve kanıta dayalı bir yönetişim modeli sunuyor.
Ancak rapor dikkatle okunduğunda, önerilen bu “orta yolun” aynı zamanda Google’ın iş modelini en az etkileyecek düzenleme çerçevesi olduğu görülüyor.
Belgenin temel stratejisi, yapay zekayı iki farklı kategoriye ayırmak. Ulusal güvenlik riski oluşturabilecek “frontier AI” sistemleri için ortak standartlar, bağımsız denetimler ve yeni bir gözetim kurumu önerilirken; telif hakkı, veri kullanımı, içerik üretimi ve tüketiciyle doğrudan etkileşim kuran yaygın yapay zeka uygulamalarında ise mevcut hukukun büyük ölçüde yeterli olduğu savunuluyor. Böylece en ağır düzenleme yükü yalnızca en gelişmiş modellere yöneltilirken, yapay zeka ekonomisinin ticari açıdan en kritik alanları yeni yükümlülüklerin dışında bırakılıyor.
Özellikle telif hakkı bölümünde bu yaklaşım açık biçimde görülebilir. Google, kamuya açık internet verileriyle model eğitiminin “adil kullanım” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini yinelerken, içerik üreticileriyle kurulacak ekonomik ilişkinin yeni yasal zorunluluklarla değil, piyasanın geliştireceği ticari modellerle şekillenmesini önermekte. Başka bir ifadeyle şirket, yapay zeka modellerinin eğitilme biçimini sınırlandıracak yeni kurallardan çok, mevcut hukuk içinde müzakere edilebilecek çözümleri parlatmaya çalışıyor.
Benzer bir yaklaşım veri merkezleri konusunda da görülüyor. Rapor, tartışmayı “veri merkezleri yapılsın mı yapılmasın mı?” sorusundan çıkarıp “nasıl yapılmalı?” sorusuna taşıyor. Ancak özellikle ABD’de son dönemde birçok yerel topluluk için mesele yalnızca inşa süreçlerinin nasıl yürütüleceğinden ziyade veri merkezlerinin bölgesel etkileri nedeniyle bu projelerin hayata geçirilip geçirilmemesi yönünde. (Veri merkezlerine yönelik yükselen öfkeyi SosyalKafa’da ele almıştık.)
Bu nedenle rapor yalnızca teknik bir “yönetişim önerisi” olarak okunmamalı. Esas itibarıyla büyük teknoloji şirketlerinin, Washington’da hız kazanan yapay zeka düzenlemelerini hangi ilkeler doğrultusunda şekillendirmek istediğini gösteren önemli bir politika metni niteliği taşıyor. Belgenin temel mesajı “yapay zekayı düzenleyelim” gibi görünse de; Google’ın girişimi hangi yapay zekanın, hangi kurallarla ve hangi ölçüde düzenleneceğine ilişkin tartışmayı kendi öncelikleri doğrultusunda yeniden çerçevelemek olarak okunabilir. Bir başka deyişle, Google kendi çıkarlarını maksimize etmeye yönelik ön almak istiyor gibi. Devler arasındaki güç savaşında müdahaleleri izlemeye ve aktarmaya devam edeceğiz.


