Son iki yıldır teknoloji dünyasından finans sektörüne kadar pek çok şirkette üst yönetimin en büyük tutkusu, her departmana bir şekilde yapay zeka (AI) araçlarını entegre etmek oldu. Ancak yönetim katında “verimlilik devrimi” olarak pazarlanan bu zorunluluklar, işin mutfağındaki çalışanlar için tam anlamıyla bir angarya ve nitelik kaybına dönüşmüş durumda. Yapılan araştırmalar ve sahadan gelen tanıklıklar, çalışanların bu dayatmalara boyun eğmek yerine sistemi kendi silahıyla vurarak sabote ettiğini gösteriyor.

Oyun, siber güvenlik, yazılım ve içerik üretimi gibi farklı sektörlerden çalışanların deneyimlerini derleyen Aftermath sitesinin Luke Plunkett imzalı özel haberinde, yöneticilerin anlamsız AI kotalarını atlatmak için geliştirilen absürt ve bir o kadar da zekice yöntemler gün yüzüne çıkarıldı.
“Metrik Şovu”: Rastgele Promptlar ve Yapay “AI Şampiyonları”
Şirketlerin çalışan performansını değerlendirirken “kaç kez prompt yazıldığı” veya “ne kadar AI token’ı harcandığı” gibi yüzeysel metriklere odaklanması, çalışanları sistemle oynamaya yönlendiriyor. Rapor edilen bazı çarpıcı örnekler şöyle:
- Rastgele Soru Sorma Taktiği: Bir lüks tüketim şirketinde çalışan bir yetkili, harcadığı “token” miktarı sıfır çıktığında sistemden uyarı almamak için ChatGPT’ye rastgele bahçecilik soruları sorarak kotasını doldurduğunu belirtiyor. Benzer şekilde bir IT çalışanı, performans sisteminde “aktif kullanıcı” görünmek için her gün Copilot’a “Star Wars hangi yılda vizyona girdi?” veya “Bugün hava nasıl?” gibi sorular sorarak sistemi kandırıyor.
- Sahte AI Kullanımı: Bir pazarlama yazarı, tüm metin düzeltmelerini ve araştırmaları geleneksel yöntemlerle kendisi yaptığı halde, yöneticilerine her şeyi Claude’a yaptırdığını söylüyor. Sonuç mu? Yöneticiler performansından son derece memnun!
- Ödüllü Sabotaj: Bir teknoloji start-up’ındaki yönetici, şirketin dahili panellerinde üst sıralara çıkmak için AI’a saçma kitap özetleri yazdırarak sistemde “AI Şampiyonu” unvanı kazandığını ve şirket içi nakit ödül aldığını anlatıyor. İşin asıl komik yanı, ürettiği gerçek işlerin hiçbirinde AI kullanmamış olması.
Nitekim Aftermath’in yazılımcılar üzerindeki AI baskısını ele alan önceki araştırmasında da belirtildiği gibi, mantıksız araçları zorla kullandırmak çalışanların motivasyonunu ve şirkete olan güvenini tamamen yok ediyor.
Kötü Niyetli Uyum (Malicious Compliance) ve Yasal Engeller
Çalışanların bir diğer etkili direniş yöntemi ise yöneticilerin isteklerini **hiçbir filtresiz ve düzeltmesiz** harfiyen yerine getirerek sistemin ne kadar işlevsiz olduğunu kanıtlamak:
- Sıfır Düzeltmeyle Rapor Gönderme: Siber güvenlik sektöründe çalışan bir uzman, zorunlu tutulan AI araçlarının ürettiği hatalı ve saçma olay raporlarını hiç müdahale etmeden doğrudan üst yönetime sunuyor. Yönetici hataları fark edip tepki gösterdiğinde ise verilen yanıt net oluyor: “Bizden tam olarak istediğinizi yaptık.”
- Hukuki ve Güvenlik Kartını Oynamak: Şirket içi telif hakları, veri gizliliği ve müşteri sözleşmelerindeki gizlilik maddelerini gerekçe gösteren tasarımcı ve yazılımcılar, şirket bilgisayarından LLM modellerine veri beslemenin “yasal riskler” doğuracağını belirterek AI araçlarını kurum dışı tutmayı başarıyor.
Benzer dinamikleri inceleyen Wired’ın ‘Gölge AI’ ve çalışan direnci üzerine çalışmasında da vurgulandığı üzere; çalışanlar teknolojinin kendisine değil, kontrolsüz ve bilinçsizce süreçlere dayatılmasına tepki gösteriyor.
Yönetimsel düzeyde yaşanan bu iletişim kopukluğu, MIT Sloan Management Review analizlerinde ele alınan “tepeden inme teknoloji adaptasyonunun başarısızlığı” olgusunu bir kez daha kanıtlıyor. Çalışanların bu tutumu, literatürde Harvard Business Review tarafından da incelenen ‘Kötü Niyetli Uyum’ (Malicious Compliance) kavramının dijital çağdaki en somut örneği.
Eski Araçlara Gizli Dönüş ve Yeraltı Yöntemleri
Oyun stüdyolarında uygulanan bazı AI “ajanları” (agents), eski araçlara kıyasla %600 daha yavaş çalışıyor. Bu durumu fark eden ekipler, dahili yazışmaların ve ekran takiplerinin izlendiği ortamlarda gizlice iletişim kurarak (örneğin kişisel telefon aramalarıyla) eski ve hızlı araçlara nasıl geri dönüleceğinin yollarını birbirlerine öğretiyor.
Toplantıların AI asistanları tarafından kaydedilip not alınmasını protesto etmek için aylarca yönetim toplantılarına katılmayan veya Slack’te AI kullanımı övüldüğünde tepki emojileriyle (👎🤖🤮) toplumsal baskı oluşturan çalışanların sayısı her geçen gün artıyor.
Yapay Zeka Değil, ‘Göstermelik Verimlilik’ Protesto Ediliyor
David Graeber’ın meşhur “Boş İşler” (Bullshit Jobs) kavramsallaştırması, günümüzde yerini “Boş Yapay Zeka Metriklerine” bırakmış durumda. Şirket yöneticileri, ellerindeki aracın ne işe yaradığını bilmeden sırf hisse değerlerini veya dönemsel hedeflerini tutturmak için çalışanlara AI dayatıyor.
Çalışanların gösterdiği bu direnç, teknolojinin kendisine duyulan muhafazakar bir tepki değil; aksine, yaptığı işin niteliğine ve insan emeğinin kalitesine sahip çıkan profesyonel bir duruştur. Gerçek verimlilik, panellerdeki sahte prompt sayılarıyla değil, sahadaki insanın uzmanlığıyla ölçülür.



