New York Times Yayıncısı A.G. Sulzberger, yapay zeka şirketlerinin gazeteciliğin ürettiği değerden yararlanırken özgün haberciliğin ekonomik temelini zayıflattığını savunuyor.
Sulzberger’e göre haber kuruluşları bu mücadelede daha aktif bir rol üstlenmeli; teknoloji şirketleri ise yararlandıkları içeriklerin ürettiği değeri paylaşmaktan kaçmamalı. Sonucu ise gazetecilik kurumlarının mücadelesi şekillendirecek
INTRO
MEVZU: Dünya Gazeteler ve Haber Yayıncıları Birliği’nin (WAN-IFRA) Fransa’nın Marsilya kentinde düzenlediği World News Media Congress’in açılış konuşmasını yapan The New York Times Yayıncısı A.G. Sulzberger, yapay zeka şirketlerinin haber içeriklerini kullanma biçimlerine ve bunun gazeteciliğin geleceği açısından ne anlama geldiğine odaklandı.
NEDEN ÖNEMLİ? Sulzberger’e göre mesele yalnızca telif hakkı ihlali değil. Yapay zeka şirketleri gazetecilik dahil yaratıcı sektörlerin ürettiği içerikleri kullanarak yeni ürünler geliştirirken, aynı zamanda bu içerikleri üreten kurumların ekonomik temelini aşındırıyor. Bunun uzun vadeli sonucu ise daha az özgün habercilik, daha fazla sentetik içerik ve daha kırılgan bir kamusal alan olabilir.
5 MADDEDE SULZBERGER’İN ARGÜMANI
- Yapay zeka şirketleri gazetecilik içeriklerini sistematik biçimde kullanıyor.
- Bu içerikler, yapay zeka modellerinin en değerli hammaddeleri arasında yer alıyor.
- Ancak içerikleri üreten haber kuruluşları bundan yeterli ekonomik karşılık elde edemiyor.
- Yapay zeka araçları haber sitelerine yönelen trafiği ve gelirleri azaltıyor.
- Gazeteciliğin sürdürülebilirliği, kamusal alanın ve demokratik tartışmanın geleceği açısından kritik önem taşıyor.
SosyalKafa Notu: Bu konuşmayı yalnızca güncel bir sektör tartışması olarak değil, yapay zeka ile gazetecilik arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı bir dönemin önemli vurgularından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle metnin tamamını Türkçe olarak yayımlıyor ve ileride bu tartışmaları inceleyecekler için erişilebilir bir kaynak oluşturmasını umuyoruz. Çeviri metnindeki ara başlıklar ve bazı biçimsel düzenlemeler editoryal olarak eklenmiştir.
TAM METİN • TÜRKÇE ÇEVİRİ
Yapay Zeka, Gazetecilik ve Kamusal Alanın Belirsiz Geleceği
A.G. Sulzberger

Yapay zeka çağı, kamuya açık olarak kullanıma sunulan ChatGPT ile dört yıldan kısa bir süre önce kendisini duyurdu. OpenAI’ın sohbet robotu, birkaç ay içinde 100 milyon kullanıcıya ulaşarak tarihin en hızlı büyüyen tüketici ürünü haline geldi. Bugün ise Anthropic, Google, Meta, Microsoft ve X’in sunduklarıyla birlikte giderek daha güçlü hale gelen çok sayıdaki yapay zeka ürününden yalnızca biri konumunda… Üretken yapay zekanın bir sonraki büyük teknoloji devrimini temsil ettiğine dair çok az şüphe vardır. Bu devrim beraberinde baş döndürücü ölçüde önemli sorular getirmektedir.
- Yapay zeka verimlilikte büyük bir sıçramaya mı yol açacak?
- İşlerin tüm kategorilerini ortadan mı kaldıracak?
- Yapay zeka olağanüstü tıbbi atılımların önünü mü açacak?
- Biyolojik bir saldırıyı mı kolaylaştıracak?
- Yapay zeka modellerinin ve ajanlarının eylemleri bütünüyle anlaşılabilir mi?
- Kontrol edilebilir mi?
Kabul etmek gerekir ki, bugün burada, biraz daha dar kapsamlı sorular hakkında konuşmak için bulunuyorum. Ancak bu sorular benim için, sizin için ve toplum için büyük önem taşıyor.
Yapay zeka haberleri nasıl değiştirecek? Bu değişimler, dünya genelinde kamusal yaşama katılan yurttaşlar için bir kamusal alan işlevi gören enformasyon ekosistemini nasıl etkileyecek? Ve bu salondaki insanlar, demokrasilerimizin sağlığı açısından hayati önem taşıyan, birinci elden ve olgulara dayalı haberciliğin geleceğini güvence altına almak için ne yapabilir?
“Benzeri görülmemiş bir ölçekte gerçekleşen küstah bir fikri mülkiyet hırsızlığı”
İlk işaretler, endişe duymamız için türlü nedenler sunuyor.
- Yapay zekayı yönlendiren şirketler, zaten insanlık tarihinin en zengin ve en güçlü aktörleri arasında yer alırken, verilerimiz ve dikkatimiz üzerindeki orantısız denetimlerini daha da pekiştiriyor.
- Aynı zamanda, bu gücün beraberinde getirdiği temel bir sorumluluğu üstlenmekte başarısız oluyorlar: Kamunun güvenilir haber ve bilgiye erişimini sağlamak.
Bu şirketlerin kamusal alanı gasbetmesi, yapay zeka ürünlerine yön veren asli günah sayesinde mümkün oluyor: Benzeri görülmemiş bir ölçekte gerçekleşen küstah bir fikri mülkiyet hırsızlığı.

Teknoloji devleri, haber sitelerini izin almadan ve herhangi bir karşılık ödemeden adeta açık ocak madenciliği yaparcasına sömürüyor. Çaldıkları bu ürünleri kendi ürünleriymiş gibi yeniden paketliyor; böylece normalde bu çalışmaları üreten haber kuruluşlarına gidecek olan kitleyi ve geliri kendilerine aktarıyorlar. Üstelik bu yalnızca eğitim sürecinde bir kez gerçekleşmiyor; her gün sayısız kez tekrarlanıyor.
Bunun sonucunda, beni korkutan şey, özgün haberciliğin maliyetli ve zorlu işini yapacak gazetecilerin giderek daha da azaldığı bir geleceğe doğru savruluyor olmamızdır — sahaya gitmek, insanlarla konuşmak, bilgi ortaya çıkarmak, önemli meseleleri ve olayları takip etmek, bağlam ve analiz sunmak, güçlüleri araştırmak gibi işleri üstlenecek gazetecilerin. Sağlıklı bir toplumun ve istikrarlı bir demokrasinin hayati bir kaynağı olan — özgün gazeteciliğin sağladığı hakikat, anlayış ve hesap verebilirliğin — kuruyup gitmeye devam ettiği bir gelecekten söz ediyorum.
Bu potansiyel zarar haberlerin çok ötesine uzanıyor. Yapay zeka şirketleri, uygarlığın tüm özgün eserler külliyatını yağmaladı; bu eylem aynı zamanda kitapların, filmlerin, müziğin, araştırmaların ve çok sayıda başka alanın geleceği açısından da bir tehlike oluşturuyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bu sektörler yalnızca Amerikan kültürel ve entelektüel yaşamının kalbini değil, aynı zamanda ekonomisinin temel dayanaklarından birini ve en güçlü ihracat kalemlerinden birini temsil ediyor.
Küresel ölçekte ise yaratıcı meslekler, yılda yaklaşık 12 trilyon dolar ekonomik değer üreten 50 milyondan fazla kişiye istihdam sağlıyor.
Bugün burada bulunan kişiler 60’tan fazla ülkedeki haber kuruluşlarına liderlik ediyor. Bu da, kaybolan gelirlerden teknolojik aracılığa ve basın özgürlüğüne yönelik giderek artan saldırılara kadar, dünyanın her yerinde gazeteciliği sarsan baskılar silsilesinden çoktan geçmiş olduğunuz anlamına geliyor. Ancak yapay zeka konusunda daha fazlasını yapmalıyız. Mesleğimiz, yapay zeka devrimine öncülük eden şirketlerin suistimalleri karşısında fazla sessiz, fazla pasif ve fazla parçalı kaldı.
- Özgün gazeteciliğin sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmasının önemini savunmak üzere müdahil olmadan, yapay zeka savunucularının kamusal tartışmaya hakim olmasına izin veremeyiz.
- Yapay zeka şirketlerinin, ürettiğimiz çalışmalar üzerindeki denetimimizi sağlayan hakları kalıcı biçimde ortadan kaldırma girişimlerini seyredemeyiz.
- Bu çalışmaların, haber üretmeye devam edebilmemiz için gerekli olan kitleyi ve geliri elde etme kapasitemizi zayıflatan ikame ürünler geliştirmek amacıyla kullanılmasına kayıtsız kalamayız.
Bugün yaptığım yorumlar, bazı teknoloji liderleri tarafından yapay zeka karşıtı olarak sunulacaktır. Mevcut statükoyu savunmak olarak gösterilecektir. İlerlemenin ileriye doğru yürüyüşüne yön veren yenilikçilere saldıran, kemikleşmiş bir kurumun bir başka örneği olarak tasvir edilecektir. Ve Silikon Vadisi’ndeki meslektaşlarımıza hakkını vermek gerekirse, yerleşik kurumların — örneğin 175 yıllık bir gazetenin — yeni teknolojilerden ve bu teknolojilerin arkasındaki dönüştürücü aktörlerden şikayet etmesine dair bir gelenek vardır.
“Yapay zeka şirketleri, yerleşik hukuku ihlal eden, yaratıcı emeğin sürdürülebilirliğini tehdit eden ve büyük ölçüde gereksiz zararlara yol açması muhtemel tercihlerde bulunuyor.”
Bu nedenle şunu açıkça ifade etmekte fayda var:
Liderlik ettiğim haber kuruluşu, The New York Times, bağımsız gazetecilik misyonunu ilerletmek amacıyla teknolojiyi benimseme konusunda uzun bir geçmişe sahiptir. Bu gazeteciliği yeni okurlara yeni yollarla ulaştırmak için teknoloji şirketleriyle saygıya dayalı ortaklıklar kurma geçmişimiz de bulunmaktadır. Dönüşümleri merak, açıklık ve uyum sağlama isteğiyle karşılamak, basılı gazete iş modelimizin çöküşünü yönetmemize ve sürecin diğer tarafında daha güçlü çıkmamıza yardımcı oldu. Bugün meslektaşlarım, yapay zeka teknolojisini — sorumlu ve etik bir biçimde, kararları insanlar vermeye devam edecek şekilde — gazeteciliğimizi nasıl haberleştirdiğimizi, edit ettiğimizi, dağıttığımızı ve gelir elde ettiğimizi geliştirmek için kullanıyor. Güçlü bir yeni teknolojiyi uzakta tutmak başarısızlığın reçetesidir.
Ayrıca yapay zekanın dünyada çok büyük ölçüde fayda üretme gücüne sahip olduğuna tümüyle inanıyorum. Yapay zekanın — ya da bu teknolojiyi kontrol eden teknoloji devlerinin — doğası gereği kötü veya şeytani olduğunu söylemiyorum.
Benim uyarım şu:
- Yapay zeka şirketleri, yerleşik hukuku ihlal eden, yaratıcı emeğin sürdürülebilirliğini tehdit eden ve büyük ölçüde gereksiz zararlara yol açması muhtemel tercihlerde bulunuyor.
- Haber kuruluşları, yapay zekanın sağlayabileceği faydaları istemelidir.
- Ancak teknoloji şirketleri de yapay zekayı besleyen bilgi, fikir ve yaratıcılığın sağlıklı ve sürdürülebilir akışını desteklemek istemelidir — attıkları adımların bizi yurttaşlık müştereklerinin trajedisine sürüklememesini sağlamak için.
Yapay zeka modelleri dört temel bileşenle oluşturulur.
- Birincisi yetenektir — algoritmaları tasarlayan insanlar.
- İkincisi, teknoloji şirketlerinin “hesaplama gücü” (compute) olarak adlandırdığı şeydir. Bu, çipler ve veri merkezleri gibi yapay zekanın arkasındaki altyapıdır.
- Üçüncüsü enerjidir; bu yüksek enerji tüketen ürünleri çalıştırmak için gereken elektriktir.
- Dördüncüsü ise teknoloji şirketlerinin “veri” (data) olarak adlandırdığı şeydir.
Bu kelimenin kendisi bile, yaratıcı ve ifade edici çalışmaları sıradanlaştırmak, onları her yerde bulunan bir emtia gibi göstermek için tasarlanmış gibidir. Oysa “veri”, diğer şeylerin yanı sıra, sıklıkla kitaplar, filmler, müzik ve gazetecilik için bir eş anlamlı olarak kullanılmaktadır — daha doğru bir ifadeyle buna “telif hakkıyla korunan içerik” denebilir.
Yetenek, hesaplama gücü, enerji ve veri, yapay zekanın başarısı için; dolayısıyla teknoloji devlerinin başarısı için vazgeçilmezdir. İlk üçü için ödeme yapılmaktadır; eşyanın tabiatı gereği; elbette yapılmaktadır. Hiçbir teknoloji şirketi CEO’su, en yetenekli mühendislerin ücretsiz çalışmaya zorlanmasını önermeye cesaret edemez. Tam tersine, düzenli olarak onlarca, hatta yüz milyonlarca dolar değerinde ücret paketleri sunarlar. Aynı şekilde, Nvidia’nın bir fabrikasından çip çalmayı ya da bir elektrik hattına yasa dışı şekilde bağlanmayı da düşünmezler. Yatırımcılar, yapay zekanın potansiyel mali getirilerini o kadar büyük görmektedir ki, veri merkezleri ve enerji santralleri inşa etmek için yüz milyarlarca dolara ulaşan zararları üstlenmeyi kabul etmektedirler. Buna karşılık, yapay zeka şirketleri “veriyi” rıza olmaksızın ve herhangi bir karşılık ödemeden almaktadır.
Bu hırsızlığa ilişkin açıklamaları ise sürekli değişmektedir.
- Bunun yenilik için gerekli olduğunu söylüyorlar.
- Kimsenin mülkiyetinde olamayacak olguları aldıklarında ısrar ediyorlar.
- Lisans anlaşmalarının çok uzun sürdüğünden ve çok pahalıya mal olduğundan şikayet ediyorlar.
- “Adil kullanım” (fair use) doktrininin zaten içeriği ücretsiz olarak almalarına izin verdiğini iddia ediyorlar.
- Hatta bazen ulusal güvenliği bile gerekçe gösteriyorlar — yapay zeka şirketleri ödeme yapmak zorunda bırakılırsa, Amerika’nın teknoloji yarışında Çin’e karşı kaybedeceği uyarısında bulunuyorlar.
Bu argümanların hiçbiri yakından incelendiğinde ayakta kalamıyor. Bir sohbet robotu ancak haber makalelerinin tamamını yasa dışı şekilde kopyaladığı için “olguları” aktarabiliyor; bu da ona koruma altındaki dili ve üslubu da aynı ölçüde serbestçe kullanma imkanı sağlıyor. Veri merkezleri ve enerji santralleri inşa etmek, haber kuruluşlarıyla lisans anlaşmaları hazırlayacak avukatları görevlendirmekten çok daha maliyetli ve zaman alıcıdır. Adil kullanım, tek bir eserin — bırakın insanlığın bugüne kadar ürettiği her şeyi — bu ölçüde zarar verici ve ikame edici biçimde kopyalanmasına, saklanmasına ve yeniden üretilmesine izin vermez. Çin ile rekabetinde Amerika, yeniliği besleyen ve Amerika’nın yaratıcı girişimlerine güç veren fikri mülkiyet korumalarını terk ederek aslında kendisini zayıflatmaktadır.
“En popüler büyük dil modellerinden bazılarını eğitmek için kullanılan ilk 10 sitenin beşi haber yayıncılarına ait”
Yapay zeka alanındaki önde gelen altı şirketin toplam piyasa değeri 11 trilyon dolardır — bu rakam, Fransa’nın gayrisafi yurt içi hasılasının üç katından fazladır. Amerika Birleşik Devletleri’nde özel sektör yapay zeka yatırımları 2025 yılında yaklaşık 350 milyar dolara ulaştı ve 2026 yılında da hızlanarak devam ediyor. Dolayısıyla fikri mülkiyet hırsızlığının, bunun karşılığını ödeyecek paranın bulunmaması nedeniyle gerçekleştiği söylenemez. Yayıncılarla yapılan lisans anlaşmalarının ayrıntıları kamuya açık olmasa da, kamuoyuna yansıyan anlaşmaların görece küçük ölçeği dikkate alındığında, yapay zekayı besleyen verileri üreten kişi ve şirketlere tazminat olarak ayrılan payın bu yatırımların yüzde 0,5’inden daha az olduğu anlaşılıyor.
Verinin birçok kaynağı bulunmasına rağmen, yapay zeka yöneticileri özgün ve yüksek kaliteli içeriğin teknolojinin etkinliği ve güvenilirliği açısından özellikle değerli olduğunu bizzat kabul etmişlerdir.En popüler büyük dil modellerinden bazılarını eğitmek için kullanılan ilk 10 sitenin beşi haber yayıncılarına aittir. OpenAI, “bugünün önde gelen yapay zeka modellerini telif hakkıyla korunan materyaller kullanılmadan eğitmenin imkansız olacağını” kabul etmiştir.
Şirketin mühendislerinden biri ise modellerin başarısının “mimari, hiperparametreler veya optimizasyon yöntemi tercihleri tarafından belirlenmediğini; bunu belirleyen şeyin veri seti olduğunu, başka hiçbir şey olmadığını” yazmıştır. Başka bir deyişle, ne yersen osun.
Bunun nasıl işlediğini görmek için The New York Times’ın deneyimine yakından bakalım.
Eğer yapay zeka sohbet robotunuzdan kapsamlı ve doğru yanıtlar almak istiyorsanız, 175 yıldır yeni bilgiler ortaya çıkarmak, gelişen olayları kayda geçirmek ve siyaset, iş dünyası, kültür, spor, bilim ve küresel gelişmelerdeki değişimleri değerlendirmek için deneyimli ve iyi ücret alan profesyonel gazeteciler istihdam eden bir haber kuruluşundan daha iyi bir veri kaynağı düşünmek zordur. Bu özgün çalışma, büyük ölçüde dikkatle yazılmış ve edit edilmiş olması, bağımsız biçimde doğrulanması, adalet ve doğruluk açısından en yüksek standartlara tabi tutulması ve kendine özgü, etkileyici bir biçimde sunulması nedeniyle teknoloji şirketleri için değerlidir.

Yalnızca geçen yıl The New York Times, makalelerden fotoğraflara, videolardan podcast’lere kadar bu türden yaklaşık yarım milyon eser yayımladı; bunun maliyeti 2 milyar doların üzerindeydi. Amerika Birleşik Devletleri’nin 50 eyaletinin tamamında ve 155 ülkede gazeteciler görevlendiriyoruz ve bu gazeteciler zaman zaman hayatlarını tehdit eden tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Örneğin Ukrayna’da sahada 70’ten fazla gazeteci ve destek personelimiz bulunuyordu. Bunların tamamı yalnızca 2025 yılında gerçekleşti. Bu katkıları 175 yıla ve 20 milyon özgün esere yaydığınızda, haber merkezimizin kamunun dünyayı anlama kapasitesine yaptığı katkının daha kapsamlı bir tablosunu elde edersiniz.
Times gazeteciliğinin ayırt edici değeri — diğer nitelikli gazetecilik kaynaklarında olduğu gibi — yapay zeka şirketlerinin ona duyduğu ilgiyle defalarca teyit edilmiştir.
Yapay zeka şirketlerinin çoğu eğitim kaynaklarını gizlese de, The Times birçok farklı modeli eğitmek için kullanılan önemli bir veri setindeki en büyük tekil özel mülkiyetli veri kaynağıydı; onu The Guardian ve The Los Angeles Times gibi başka haber kuruluşları izliyordu.
Yapay zeka şirketleri, nitelikli haber kuruluşlarından bilgi çekebilmeyi, ürünlerinin doğru çalıştığının en güçlü göstergelerinden biri olarak görmektedir.
Microsoft’un bir başkan yardımcısının söylediği gibi, “Premium içerik, yanıt kalitesini anlamlı ölçüde artırır.”
Buna rağmen teknoloji devleri, bu tür fikri mülkiyeti kullanmak için izin almalarının — bırakın bunun karşılığını ödeme yapmalarını — beklenmemesi gerektiğini sürekli olarak savunmuştur.
Savundukları görüş, eylemlerinin de gösterdiği üzere, buna hak sahibi oldukları yönündedir.
- Meta, modelini yasa dışı şekilde korsanlaştırılmış kitaplardan oluşan kötü şöhretli bir veri tabanı üzerinde eğitti.
- Perplexity, internet sitelerinin açık itirazlarına rağmen gizlice taranamayacağına ilişkin uzun süredir geçerli olan normu açıkça ihlal etti.
- OpenAI, başkalarına ait çalışmalara el koymasına ilişkin olarak Amerikan hükümetinden hukuki dokunulmazlık talep etmek için lobi faaliyetlerinde bulundu.
- Etik yapay zeka geliştirmeye bağlılığı nedeniyle sıklıkla örnek gösterilen Anthropic bile, ürünlerinde kullandığı yüksek kaliteli gazetecilik için ödeme yapmaya istekli olmamıştır.
The Times’ın önce OpenAI ve onun ortağı Microsoft’a, daha sonra da Perplexity’ye karşı dava açmasının nedeni bu tür eylemlerdir. Bu davalar, modellerinin eğitimi sırasında ve çalışmalarımızın ürünlerinde sürekli olarak kullanılması yoluyla, ABD telif hakkı yasalarıyla korunan fikri mülkiyet haklarımızın küstahça ihlal edilmesine dayanmaktadır.
Benzer davalar açmış diğer haber kuruluşlarında olduğu gibi, biz de bu ihlallerin, kamunun — ve ortaya çıktığı üzere yapay zeka modellerinin de — ihtiyaç duyduğu özgün ve güvenilir gazeteciliği bulma ve sunma kapasitesini uzun vadede tehdit ettiğine inanıyoruz. Ancak davalar yavaş ilerler ve pahalıdır — bizim davamız şimdiden iki buçuk yılı aşmış durumda ve maliyeti 20 milyon doların üzerine çıkmıştır. Yapay zeka şirketlerinin de kuşkusuz farkında olduğu gibi, çoğu haber kuruluşu haklarını mahkemede savunabilecek kaynaklara sahip değildir.
Yapay zekanın ortaya çıkışından önce bile küresel haber endüstrisi, internetin, akıllı telefonun ve sosyal medyanın tetiklediği değişim dalgaları karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyordu.
- Son yirmi yılda Amerika Birleşik Devletleri, bazı tahminlere göre gazetecilerinin yüzde 75’ini ve 3 binden fazla gazetesini kaybetti.
- Her üç günde bir başka gazete kapanıyor.
- Dijital haber kuruluşları bu boşluğun küçük bir kısmını bile doldurabilmiş değil.
- Amerika’nın geniş bölgelerinde artık belediye yönetimlerine soru soran, yerel okulları takip eden ve topluluklarını ortak bir olgusal zemin etrafında buluşturan tek bir muhabir dahi bulunmuyor.
- Ve gazeteciliğin en maliyetli ve en zorlu biçimlerine — usulsüzlükleri araştırmak ya da çatışma bölgelerinin ön saflarında görev yapmak gibi faaliyetlere — baktığınızda, bu işleri yapan gazetecilerin sayısının çok daha dramatik biçimde azaldığını görürsünüz.
“Son yirmi yılda gazetelerin reklamlardan elde ettiği toplam gelir zaten yüzde 80 oranında azaldı”
Yapay zeka kaynaklı dönüşümün ise bundan çok daha yıkıcı olması bekleniyor. Yapay zeka ortaya çıkana kadar, teknoloji platformları ile haber kuruluşları gibi dijital içerik üreticileri arasında gerçek bir — her ne kadar dengesiz olsa da — değer alışverişi vardı. Bu, “açık web”in temel uzlaşmasıydı. Teknoloji şirketleri — özellikle arama ve sosyal medya platformları — geçmişte haber kuruluşlarına giden reklam gelirlerinin giderek daha büyük bir kısmını alıyor, ancak karşılığında çok daha geniş bir kitle sağlıyordu. Dönüşümün bir sonraki aşamasında ise teknoloji şirketleri, gazeteciliğin kendisini alarak, onun kitlesinden de giderek daha büyük bir pay almaya başlıyor.
Google’ı ele alalım.
Arama motorlarının amacı uzun yıllar boyunca en faydalı internet sitelerini belirlemek ve ardından kullanıcıları bu sitelere yönlendirmekti. İnsanlar Google’a girer, bir konu hakkında arama yapar ve ardından haberi okumak için Financial Times, Le Monde ya da El País gibi sitelere ait bağlantılara tıklardı. Google reklam gelirlerinin büyük çoğunluğunu alıyordu. Ancak aynı zamanda bağlantılar aracılığıyla haber kuruluşlarına önemli ölçüde trafik gönderiyor, böylece yayıncıların reklam göstererek veya abonelik satarak gelir elde etmesine olanak sağlıyordu.
Yapay zeka çağında Google, haber kuruluşlarının ve diğer internet sitelerinin içeriklerini kullanarak soruları giderek daha fazla doğrudan yanıtlıyor. Bunun sonucunda, sektör araştırmalarına göre bir Google kullanıcısının bir bağlantıya tıklamasını sağlamak bugün, on yıl öncesine kıyasla 10 kat daha zor hale gelmiştir. Buna rağmen Google, yayıncılara okuyucu yönlendirme konusunda hâlâ en yüksek standardı belirlemektedir ve bu yaklaşımın sürmesini umabiliriz. Bir araştırmaya göre rakip yapay zeka modelleri, Google aramalarına kıyasla yüzde 96 daha düşük oranda yönlendirme trafiği sağlamaktadır.
Teknoloji devleri, bu dönüşümün zaten kırılgan durumda olan haber kuruluşlarının iş modelleri üzerindeki sonuçlarının tamamen farkındadır.
Microsoft’un yapay zeka gelir modellerinden sorumlu yöneticisinin yazdığı gibi:
“Açık web, yayıncıların içeriklerini erişilebilir kıldığı ve arama motorları gibi dağıtım kanallarının insanların bu içeriği bulmasına yardımcı olduğu örtük bir değer alışverişi üzerine inşa edildi. Bu model, yapay zeka öncelikli bir dünyaya doğrudan aktarılabilecek bir model değil.”
Aynı yönetici şu ifadeyi de eklemiştir: “Yayıncıların, premium içeriklerinin nasıl kullanılacağını yönetebilecekleri sürdürülebilir ve şeffaf yöntemlere ihtiyaçları var.” Takdire değer bir yaklaşım. Ancak Microsoft’un kendi yapay zeka destekli arama motorunun yakın zamanda yayımlanan tanıtım sayfasına baktığınızda farklı bir tutumla karşılaşırsınız: “Bing’den merhaba! Bağlantılara tıklamak yerine, merak ettiğiniz her şeyi birlikte konuşabiliriz.”
Bu dinamik, elbette haber sitelerine yönlenen trafiğin keskin biçimde düşmesine yol açmıştır. Comscore tarafından takip edilen en büyük gazeteler, yapay zeka yarışının son dört yılda hız kazanmasıyla birlikte ortalama olarak yüzde 45’in üzerinde trafik kaybı yaşamıştır. Reuters Enstitüsü tarafından araştırmaya dahil edilen küresel haber yayıncıları, önümüzdeki yıllarda da önemli trafik düşüşlerinin devam edeceğini öngörmektedir. Yayıncılara yönelen trafiğin azalması, büyük olasılıkla reklam gelirleri açısından kaçırılmış fırsatlar anlamına gelmektedir; oysa reklam gelirleri, hâlâ çoğu haber kuruluşu için önemli bir gelir kaynağıdır.
Son yirmi yılda gazetelerin reklamlardan elde ettiği toplam gelir zaten yüzde 80 oranında azalmıştır. Meta tek başına, bugün reklam gelirlerinden dünyanın tüm gazetelerinin toplamının sekiz katı kadar gelir elde etmektedir.
Reklam gelirlerindeki düşüşü telafi etmek için birçok haber kuruluşu abonelik modellerine yöneldi.
Ancak insanlar, çalınmış çalışmalara yapay zeka ürünleri aracılığıyla ücretsiz olarak erişebileceklerini fark ettikleri ölçüde, haber kuruluşlarının potansiyel abonelerle ilişki kurması ve bu ilişkileri derinleştirmesi zorlaşacaktır. Bu hırsızlık, yayıncılar oyuncaklarını çimlerin üzerinde bırakmış oldukları için gerçekleşmiyor; oyuncaklar evin içinde güvenli bir şekilde kilit altındayken gerçekleşiyor. Bir araştırma, yapay zeka botlarının gerçekleştirdiği taramaların yaklaşık yüzde 30’unun, ücretli erişim duvarlarının arkasındaki içerikler de dahil olmak üzere, internet sitelerinin içeriklerine erişilmesini ve bunların alınmasını açıkça kısıtlayan kuralları ihlal ettiğini ortaya koymuştur. Bazılarının bu kayıpları telafi edeceğini umduğu gelir kaynağı ise içerik lisanslama anlaşmaları veya mikro ödemeler yoluyla doğrudan yapay zeka şirketlerinden gelecek paradır. The Times da dahil olmak üzere bazı büyük haber kuruluşları lisans anlaşmaları imzalamıştır. Diğerleri ise gazetecilik içeriklerinin her bir ayrı taranması ve kullanımı karşılığında yapay zeka şirketlerinden mikro ödemeler almayı kabul etmiştir.
Ancak bu yöntemlerden herhangi birinin, rakip yapay zeka ürünleri nedeniyle kaybedilen gelirleri ve okuyucuları telafi etmeye yeterli olup olmayacağını sorgulamak için güçlü nedenler bulunmaktadır. Bu arada, çalışmaları yapay zeka modelleri tarafından alınan ve kullanılan daha küçük ölçekli birçok haber kuruluşuna böyle bir tazminat teklif edilmemiştir ve haber yayıncılarının büyük çoğunluğu yapay zeka platformlarından anlamlı bir gelir elde etmeyi beklemediklerini belirtmektedir.
Kaygı verici olan şudur ki, bu teknoloji şirketleri gazeteciliğe değer verdiklerini göstermek amacıyla anlaşmaları ve benzeri girişimleri kamuoyuna duyurmaya çalışırken, aynı anda mahkemelerde, yasa koyucular nezdinde ve federal kurumlar karşısında, ürünlerini çalıştırmak için kullandıkları fikri mülkiyetin yaratıcılarına karşı hiçbir yükümlülüklerinin bulunmadığını savunmaktadır. Açık olmak gerekirse, bu endişeleri dile getirmemin nedeni haber kuruluşlarının rekabetten korkması gerektiğini düşünmem değildir. Eğer teknoloji şirketleri özgün gazetecilik üretmek amacıyla kendi muhabirlerini sahaya göndermek için gerçek kaynaklar ayırıyor olsaydı, bunu memnuniyetle karşılardım.
Ancak olan şey bu değildir.
“Yapay zeka şirketleri parazitvari bir tutum benimsedi”
Teknoloji platformları hiçbir zaman kullanıcılarının, platformlarının ve yapay zeka ürünlerinin dayandığı özgün temel çalışmaları — yerel habercilik, araştırmacı gazetecilik ya da titiz ürün testleri gibi faaliyetleri — üretmek için ciddi girişimlerde bulunmamıştır. Şimdi ise bir adım daha ileri giderek başkalarının haberlerini ve yayınlarını doğrudan almakta, çoğu zaman bunları kendi çalışmalarıymış gibi sunmaktadırlar. Bir araştırma, OpenAI’ın atıfta bulunduğu bilgileri ortaya çıkaran haber kuruluşlarına yanıtlarının yalnızca yüzde 1’inde kaynak gösterdiğini ortaya koymuştur. Önceki teknoloji kaynaklı dönüşümlerin liderleri, en azından kendi platformlarının içerik üreticileriyle simbiyotik bir ilişki içinde olacağını savunmaya çalışıyordu. Örneğin, müzik endüstrisinde eleştirenleri bulunan Spotify, müzisyenlere yaptığı ödemeleri özellikle vurgulamaktadır.
Buna karşılık yapay zeka şirketleri, daha açık biçimde parazitik bir tutum benimsemiştir; bu tutum, eski korsan müzik platformu Napster’ı daha fazla andırmaktadır. Microsoft’ta görev yapan önde gelen bir araştırmacı, “büyük dil modellerinin (LLM’ler) temel vaatlerinden birinin”, “eğitim verilerini kullanarak bu verileri üreten kişilerin ücretli emeğinin yerine geçebilme kabiliyeti” olduğunu yazmıştır. Bilimkurgu yazarı Margaret Atwood ise bu durumu daha çarpıcı bir ifadeyle, “kendi kopyam tarafından öldürülmek” şeklinde tanımlamıştır.
Teknoloji devlerinin bu tür eylemlerinin, toplumu zaten zorlayan yıkıcı eğilimleri daha da besleyeceğine bahse girmek için kahin olmaya gerek yok.
- Özgün habercilikte süregelen bir gerileme.
- Dezenformasyonun, propagandanın, komplo teorilerinin, derin sahtelerin (deepfake) ve bilgisayar tarafından üretilen içerik çöplüğünün sürekli büyümesi.
- Korkuyu, öfkeyi ve kutuplaşmayı güçlendiren algoritmalar tarafından radikalleştirilmeye devam eden bir kamuoyu.
Gazeteciler, daha önce bilinmeyen bilgileri kamusal kayda ekleyen kişilerdir. O şaşırtıcı olgu… O anlamlı ayrıntı… Görgü tanığından alınan o alıntı… O gizli belge… Uzmanın sunduğu o analiz… O fotoğraf, video ya da ses kaydı… Basitçe söylemek gerekirse, bildiğiniz şeylerin önemli bir kısmını bilmenizin nedeni özgün haberciliktir. Yapay zeka ürünleri ise elbette bu tür özgün haberciliği yapamaz. Kamusal kaydı madencilik faaliyeti yürütür gibi tararlar, ancak ona yeni şeyler eklemekte zorlanırlar. Üstelik bu madencilik faaliyeti de sorunlu olmuştur.
Avrupa Yayın Birliği’nin araştırması, önde gelen yapay zeka asistanlarının yanıtlarının neredeyse yarısında haberleri önemli ölçüde yanlış aktardığını ortaya koymuştur. Örneğin hem Google hem de Apple, ürünlerinde görünen haber başlıklarını ve son dakika bildirimlerini yapay zeka araçlarıyla yeniden yazarken ciddi hatalar yapmıştır. Yapay zeka belirsizliği ifade etmekte kötü olduğu için, çoğu zaman yalnızca yanlış değil, aynı zamanda yanlış olduğundan son derece emin bir şekilde yanlıştır. Ve içeriklerini çaldıkları haber kuruluşlarının aksine, yapay zeka şirketleri bu tür hataları takip etmez veya düzeltmez; böylece kullanıcılarının ne zaman yanıltıldıklarını anlamalarının herhangi bir yolu kalmaz. Bu durum önemlidir; çünkü yapay zeka ürünleri birçok insan için haber kuruluşlarıyla kurulan doğrudan ilişkilerin yalnızca tamamlayıcısı değil, muhtemelen ikamesi haline gelecektir.
Araştırmalar, bu dönüşümün çoğu insanın tahmin ettiğinden çok daha hızlı gerçekleştiğine işaret etmektedir.
Birçok yapay zeka şirketiyle çalışan Amazon Web Services, çevrimiçi içeriklerin çoğunluğunun halihazırda yapay zeka tarafından üretildiğini tahmin etmektedir — bazı uzmanlar bu oranın önümüzdeki yıllarda yüzde 90’ın da üzerine çıkmasını beklemektedir. Yapay zekanın gerçek haber sitelerinin ayakta kalmasını zorlaştırması ve sahte sitelerin düşük maliyetle kurulmasını kolaylaştırması nedeniyle, sahte yerel haber sitelerinin sayısının şimdiden gerçek olanları geçtiği bildirilmektedir.
Dikkat çekici olan şu ki, yapay zeka şirketleri ürünlerinin çıktılarının güvenilir olduğunu söylemek istemiyor. Adil olduğunu söylemek istemiyorlar. Doğru olduğunu söylemek de istemiyorlar. Bunun bir nedeni, gerçekten de öyle olmamalarıdır. Örneğin geçen yıl Amerikalı siyasi aktivist Charlie Kirk suikasta uğradığında, Perplexity’nin sohbet robotu Beyaz Saray’ın Kirk’ün ölümüyle ilgili açıklamasının uydurma olduğunu öne sürmüş, X’in Grok’u ise Kirk’ün hayatta ve sağlıklı olduğunu iddia etmiştir. Ancak en az bunun kadar önemli olan bir başka nokta daha vardır: Yapay zeka şirketleri, hukuki sorumluluktan kaçınmaya çalıştıkları için sohbet robotlarının kullanıcılara söylediklerinin arkasında durmayı reddetmektedir. Microsoft, Copilot’u piyasaya sürerken şu uyarıyı yapmıştır: “Yalnızca eğlence amaçlıdır. Hata yapabilir ve amaçlandığı şekilde çalışmayabilir. Önemli tavsiyeler için Copilot’a güvenmeyin. Copilot’u kendi riskinizle kullanın.”
Bir düzeyde, kamuoyu bunun kendileri için iyi olmayacağını anlamaktadır. Pew Araştırma Merkezi’ne göre Amerikalıların üçte ikisi, yapay zekanın yanlış bilgi yaymasından ciddi ölçüde endişe duymaktadır. Ancak buna rağmen insanların giderek artan bir bölümü haber, bilgi ve yönlendirme için yapay zekaya güvenmekte ve bazıları onu, yanıtlarını üretirken bağımlı olduğu haber kuruluşlarından daha güvenilir görmektedir.
Bütün bunlar, toplumsal ve yurttaşlık sağlığındaki kaygı verici gerilemeyi daha da ağırlaştıracaktır. Kanıtlar göstermektedir ki, bir yerel haber kuruluşu ortadan kalktığında o toplulukta yaşayan insanlar birbirlerine daha az güvenmekte ve birbirlerinden daha fazla nefret etmektedir. Daha yalnızlaşmakta ve daha az hoşgörülü hale gelmektedirler. Yurttaşlık katılımı azalmakta, kamusal yolsuzluk ise artmaktadır.
Ve teknoloji şirketlerinin haber endüstrisine yönelik yaklaşımının mantıksal sonucuna ulaştığını bir düşünün. Gazeteciliğin dünyanın en değerli teknolojisi açısından taşıdığı öneme rağmen, teknoloji şirketlerinin eylemleri yeni haberlerin, yeni bilgilerin ve yeni analizlerin en önemli kaynağını tehlikeye atmaktadır. Bu da yapay zeka ürünlerinin kendilerini daha az faydalı ve daha az güvenilir hale getirecektir — gereksiz ve zararlı tercihlerin yol açtığı bir başka gereksiz kayıp olarak.
Aksayan bir haber endüstrisi, dünyanın gördüğü en zengin şirketlerden bazıları karşısında güçsüz görünebilir. Üstelik önümüzdeki yolu daha da zorlaştıran bir gerçek var: Enformasyon ekosisteminde faaliyet göstermeye devam etmek zorundayız ve bu ekosistem, orantısız bir şekilde bu teknoloji devlerinin kontrolü altındadır. Ancak hem yapay zeka şirketlerinin suistimallerine karşı durmak hem de kendi kuruluşlarımızı bu yeni çağda başarılı olmaya hazırlamak için hâlâ atabileceğimiz adımlar bulunmaktadır. Her iki amaç için de birkaç fikir paylaşacağım; bu salondaki insanların daha fazla ve daha iyi fikirler geliştireceğine dair güvenle.

Teknoloji şirketlerine karşı gazeteciliği savunmak
Teknoloji şirketlerine karşı çalışmalarınızı savunmak söz konusu olduğunda, dört temel düşüncem var:
- Haklarınıza sahip çıkın. Mesleğimizin bir geleceği olacaksa fikri mülkiyet haklarının geçerliliğini koruması gerekir. Benim ülkemde bu haklar Anayasa’ya dayanmakta ve yüzyıllar boyunca oluşmuş içtihatlarla desteklenmektedir. Aynı zamanda, hırsızlığın yanlış olduğuna dair temel etik anlayışla da uyumludur. Ancak haklarınız, yalnızca onlara saygı gösterilmesini talep ettiğiniz ve ihlal edildiklerinde karşı çıktığınız takdirde korunacaktır. Bu cesaret gerektirecektir — ve bazen de kıt bulunan kaynakları. Ancak çalışmalarınızın sistematik biçimde çalınmasına sessizce göz yummak şeklindeki alternatif yol, sonunda o çalışmaları sürdürme kapasitenizi ortadan kaldıracaktır.
- Anlaşmaları dikkatle değerlendirin. Haber kuruluşlarının içeriklerini yapay zeka şirketlerine lisanslamak üzere anlaşmalar yapması makuldür. Ancak her anlaşmanın uzun vadeli sürdürülebilirliğini değerlendirmenizi tavsiye ediyorum. Teknoloji devleri olağanüstü bir pazarlık gücüne sahiptir: İçeriklerinizi zaten almış durumdalar ve bunları kullanma niyetindeler. Buna rağmen bir teklifi kabul etmeden önce, teklif edilen ödemenin adil değere ne kadar yaklaştığını ve çalışmanızın nasıl kullanılacağı konusunda anlamlı bir söz hakkını koruyup korumadığınızı sormaya değer.
- Yasa koyucular üzerinde baskı kurun. Yapay zeka, kamuoyu nezdinde giderek daha az popüler hale geliyor. Yasa koyucular nasıl yanıt vereceklerini değerlendirirken, sektörümüzün kısa, net ve ikna edici talepler etrafında birleşmesi gerekiyor. İşte birkaç başlangıç önerisi: Fikri mülkiyete yönelik mevcut güçlü korumalar, yapay zeka çağında zayıflatılmak yerine güçlendirilsin. Botların kendilerini tanıtmaları zorunlu hale getirilsin ve internet sitelerini izinsiz biçimde tarama kapasiteleri sınırlandırılsın. Haber kuruluşlarının çalışmalarının ne zaman ve nasıl kullanıldığını bilmesini sağlayacak şeffaflık yükümlülükleri getirilsin. Yapay zeka şirketlerinin ürettikleri iftira niteliğindeki içeriklerden hukuken sorumlu olmaları sağlansın.
- Birlik olun. Kamuoyunu etkilemek ve siyasetçileri kendi taraflarına çekmek için pazarlamaya, lobi faaliyetlerine ve siyasi bağışlara sayısız milyon dolar harcayan yapay zeka şirketleriyle karşı karşıyayız. Yapay zeka yatırımlarının önemli bir bölümünün arkasındaki girişim sermayesi şirketi bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük siyasi bağışçısı konumundadır. Haber endüstrisinin bu etkiyi dengelemesinin tek yolu birlikte hareket etmek ve aynı derecede önemli olarak diğer yaratıcı sektörlerle ortaklaşmaktır. Dost mahkeme görüşlerine (amicus brief) katılın ve meslek örgütleriniz içinde aktif olun. Müzik sektöründeki ve diğer meslek alanlarındaki meslektaşlarımızın kendi Napster anlarını nasıl yönettiklerini inceleyin.
Bu meydan okumayla mücadele ederken haber kuruluşlarımızı daha dayanıklı hale getirmek için yapabileceğimiz şeyler de var. Yine dört öneri…
Haber Kuruluşlarını Daha Dayanıklı Hale Getirmek için Dört Öneri
- Yapay zekayı doğru şekilde kullanın. Haber merkezleri, yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin düşünülmüş standartlar oluşturmalıdır. Ardından teknolojiyi gazeteciliklerini geliştirmek ve işletmelerini güçlendirmek için cesur ve yaratıcı biçimde kullanmalıdırlar. Yapay zeka, onu benimsemenin doğru yollarını bulan kuruluşlara gerçek değer sağlayabilir ve bu ölçekteki bir dönüşüm, değişmeyi reddeden her kuruluşu yıkıma uğratacaktır. Yapay zeka teknolojisinin doğasında kötü olan bir şey yoktur — reforme edilmesi gereken şey, onun arkasındaki şirketlerin eylemleridir.
- Öncelikle bir varış noktası olun. Yapay zeka platformları tarafından giderek daha fazla aracılanan bir dünyada haber kuruluşları, trafik, atıf ve gelir paylaşımı konusunda teknoloji devlerinin insafına daha da fazla kalacaktır. Nitelikli haberciliği desteklemenin en açık yolu, kitlelerle doğrudan ilişkiler kurmaktan geçmektedir. Bir varış noktası olmak, daha geniş interneti görmezden gelmek anlamına gelmez. İnsanların bulunduğu yerde — ki bu genellikle bir teknoloji platformudur — yeni ilişkiler kurmaya devam etmelisiniz. Ancak bu ilişkileri derinleştirmek, onları sadık, alışkanlık haline gelmiş ve değerli ilişkilere dönüştürmek için kitlenizin sizinle doğrudan etkileşime geçmenin, başka bir aracı üzerinden etkileşime geçmekten daha iyi olduğunu öğrenmesi gerekir.
- Özgün haberciliğe odaklanın. Birçok haber kuruluşu, arama motorlarının ve sosyal medya algoritmalarının sürekli değişen tercihlerini tıklama tuzakları, içerik derlemeleri ve hızlı yorumlarla beslemeye çalışırken kendi değerini aşındırdı ve metalaştırdı. Bu yaklaşımın ekonomisi daha da kötüleşecektir. Yapay zeka tarafından aracılanan bir dünyada bir varış noktası olmak istiyorsanız, kendi çekim gücüne sahip olacak kadar ayırt edici bir gazeteciliğe ihtiyacınız olacaktır. Bunun merkezinde özgün habercilik yer alır. Kamunun bu çalışma için başka bir kaynağı yoktur. Yapay zekanın da yoktur.
- Gazeteciliğin neden önemli olduğunu anlatın. Yapay zeka şirketleri devasa megafonlara sahiptir ve çalışmalarının faydalarını özenle ve seçici biçimde anlatırken zararlarını küçümsemişlerdir. Haber endüstrisi de buna karşılık, özgün haberciliğin sağlıklı toplumların, güvenli ulusların ve güçlü demokrasilerin vazgeçilmez bir bileşeni olduğunu anlatmalı; aynı zamanda teknoloji devlerinin eylemlerinin bunu nasıl riske attığını göstermelidir.
“ Enformasyon değerlidir, Gazetecilik değerlidir”
Son dijital dönüşüm sırasında, The Times da dahil olmak üzere birçok haber kuruluşu, Silikon Vadisi’nin sıkça tekrarladığı “enformasyon özgür olmak ister” iddiasına inandı. Oysa pek çoğu, teknoloji düşünürü Stewart Brand’e ait bu sözün ikinci kısmını bilmiyordu: “Enformasyon pahalı olmak ister; çünkü çok değerlidir — doğru yerdeki doğru enformasyon hayatınızı değiştirir.”
Bu kez aynı ölçüde saf olmayı göze alamayız. Haber kuruluşları, yirmi yıl öncesine kıyasla topluca daha küçük ve daha zayıf durumdadır. Teknoloji devleri ise daha büyük, daha güçlü ve sahip oldukları büyüklüğü ve gücü kullanmaya çok daha isteklidir. Üstelik yapay zeka dalgasının kendisi de, teknoloji gelişmeye devam ettikçe, daha büyük ve daha hızlı olabilir. Şu anda her şey yolunda gidiyor gibi görünse bile, bu ilk kabarmaların yaklaşmakta olan bir tsunaminin habercisi olduğunu unutmayın.
Hazırlanırken kendimize şunu hatırlatmalıyız: Enformasyon değerlidir. Gazetecilik değerlidir.
İnternet zaten botlar ve içerik çöplüğü tarafından istila edilmiş durumdadır. İçeriklerin nereden geldiğini ve doğru olup olmadıklarını bilmek giderek daha zor hale gelmektedir. Bu durum, hiçbir şeye güvenilemeyeceği yönündeki hissin büyümesine yol açmıştır; herkesten her şey hakkında neredeyse paranoyak düzeyde bir teyakkuz hali talep etmekte ya da daha kötüsü, nihilizme sürüklemektedir. Bunun sonucu yalnızca insanların yanlış şeylere inanması değildir; aynı zamanda doğru şeylere de artık inanmamalarıdır. Bu zehirli birleşim, giderek daha fazla insanın tamamen geri çekilmesine yol açmaktadır. Teknoloji şirketleri ise bu eğilimler karşısında ellerini sallayıp “bizim suçumuz değil” demekte ve belki de daha anlamlı biçimde, “bizim sorunumuz da değil” demektedir.
Haber kuruluşları bu karmaşanın karşısında güvenilir alternatif olarak öne çıkmalıdır. Güvenilebilecek haber ve bilgi her zamankinden daha nadir ve daha fazla ihtiyaç duyulan bir şeydir. Deneyimli profesyonellerden oluşan ekipler tarafından, titiz süreçler ve standartlarla desteklenerek üretilen türden haber ve bilgi. Araştırmalara göre, bir kişi karşılaştığı ve yanlış olabileceğini düşündüğü bir bilgiyi doğrulamak istediğinde tercih ettiği seçenek “güvendiğim bir haber kaynağı” olmaktadır. Listenin en sonunda ne var? Bir yapay zeka sohbet robotu.
Özgün haberciliğin zorlu ve maliyetli işine adanmış nitelikli haber kuruluşlarının yarattığı değere olan inancımı koruyorum — okurlar için, topluluklar için, toplumun bütünü için. Ve evet, yapay zeka modelleri için de.
Olayların yaşandığı yerlere başka kim gidecek? Savaşın ön cephelerinden bize birinci elden tanıklıklar kim ulaştıracak? Bir halk sağlığı krizinde bizi güvenilir bilgilerle kim donatacak? Yalan üzerine kurulmuş parlak bir şirketi ya da siyasi kariyeri kim ortaya çıkaracak? Ekonomi politikalarına ilişkin tartışmaların gerçek insanlar üzerindeki etkiler ışığında yürütülmesini kim sağlayacak? Ve bütün bu çalışmaları, içgörü ve bağlam kazandıran, büyük emeklerle edinilmiş uzmanlıkla ve her haberi mümkün olduğunca adil ve doğru hale getirmeyi amaçlayan köklü mesleki bağlılıklarla kim zenginleştirecek?
Asıl soru şudur: Bu değer teknoloji devleri tarafından emilip alınacak mı, yoksa bu değer haber kuruluşlarına geri dönerek onların bu hayati çalışmayı sürdürmesine imkan mı tanıyacak?
Umarım hepiniz bu soruyu ciddiye alırsınız. Haber kuruluşlarımızın geleceğinin ve kamusal alanın sağlığının, bu soruya nasıl yanıt vereceğimize bağlı olduğuna inanıyorum.
Teşekkür ederim.
A.G. Sulzberger · 77th World News Media Congress · 1 Haziran 2026 · Marsilya



