SosyalKafa

Yapay Zeka Egemenliği Siyasal İletişimin Yeni Konusu Haline Geliyor

ABD’nin Anthropic’in gelişmiş yapay zeka modellerine yönelik erişim kısıtlaması kararı, yalnızca teknoloji dünyasında değil, Avrupa siyasetinde de geniş yankı uyandırdı. Fransa’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde farklı siyasi çizgilerden siyasetçiler, kararı “yapay zeka egemenliği”, “teknolojik bağımsızlık” ve “ulusal egemenlik” tartışmalarının merkezine taşıdı.

Dün SosyalKafa’da ele aldığımız üzere, Washington yönetimi ulusal güvenlik gerekçesiyle Anthropic’in bazı gelişmiş yapay zeka modellerine yönelik erişimi ihracat kontrolleri kapsamında sınırlandırmıştı. Şirketin açıklamasına göre karar, ABD içinde veya dışında bulunan yabancı uyruklu kişileri ve Anthropic bünyesinde çalışan yabancı personeli de kapsıyor. Bunun üzerine Anthropic, birkaç gün önce kullanıma sunduğu Fable 5 ve Mythos 5 modellerini tüm kullanıcılar için askıya aldığını duyurmuştu.

Ancak görünen o ki tartışma artık yalnızca Anthropic’in erişim politikalarıyla sınırlı değil. Karar, Avrupa’da yapay zeka teknolojilerinin kimin kontrolünde olduğu ve ülkelerin bu alandaki bağımlılıklarının ne tür siyasi sonuçlar doğurabileceği sorularını da yeniden gündeme getirdi.

Fransa’da Seçim Kampanyasına Taşındı

BFM Tech’in haberine göre, Anthropic kararı Fransa’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin öne çıkan aday ve siyasi aktörlerini aynı tartışma etrafında buluşturdu.

Aşırı sağcı RN (Rassemblement National) lideri Jordan Bardella, yaşananların yapay zekanın artık bir “ulusal egemenlik” meselesi olduğunu gösterdiğini savundu. Bardella, Fransa’nın yerli yapay zeka girişimi Mistral AI ve ülkenin yapay zeka ekosistemine daha fazla destek vermesi gerektiğini söyledi.

Radikal solcu LFI (La France Insoumise) lideri Jean-Luc Mélenchon ise Fransa’nın “ABD’nin dijital kolonisi” haline gelmemesi gerektiğini belirterek kararın stratejik bağımsızlığın önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Mélenchon ayrıca yaşananları, Amerikan yönetimi ile Anthropic arasındaki siyasi gerilimlerin de bir sonucu olarak değerlendirdi.

Merkezde konumlanan eski Başbakan Gabriel Attal ise daha sert bir söylem kullandı.  Attal, “Yapay zeka savaşı çoktan başladı” ifadelerini kullanırken, Fransa’nın dış teknolojilere bağımlı hale gelmesi durumunda “tam bir vassallaşma” riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Attal’ın Anthropic’i “onların Hürmüz Boğazı” olarak tanımlaması, yapay zeka modellerinin yeni jeopolitik darboğazlar olarak görülmeye başlandığına işaret ediyor.

Merkez sağdaki Horizons partisinin lideri ve eski Başbakan Édouard Philippe ise yapay zekanın artık elektrik ve internet kadar kritik bir altyapı haline geldiğini savundu. Philippe, Avrupa’nın kendi teknolojik kapasitesini geliştirmesi ve Avrupa merkezli teknoloji şirketlerine daha fazla alan açması gerektiğini söyledi.

Yapay Zeka Egemenliği Avrupa Siyasetinin Ortak Gündemine Dönüşüyor

Anthropic kararı yalnızca Fransa’da değil, Avrupa’nın farklı ülkelerinde de benzer tartışmaları tetikledi.

Euronews’in derlediği tepkilere göre siyasetçiler yaşananları teknik bir erişim sorunu olarak değil, yapay zeka altyapıları üzerindeki egemenlik mücadelesinin yeni bir örneği olarak değerlendiriyor.

Fransa’da 2027 seçimlerinin adaylarından muhafazakâr sağ siyasetçi Bruno Retailleau, Washington’un kararını bir “uyandırma çağrısı” olarak nitelendirirken, teknoloji alanında başkalarına bağımlı ülkelerin “bir gecede fişinin çekilebileceğini” söyledi. Retailleau ayrıca Fransa’nın nükleer enerji kapasitesi, mühendislik birikimi ve Mistral AI gibi şirketleri sayesinde Avrupa’da önemli avantajlara sahip olduğunu savundu.

Benzer bir değerlendirme Birleşik Krallık’tan geldi. Eski Silahlı Kuvvetler Bakanı ve milletvekili Al Carns, Anthropic’in modellerinin kapatılmasının yalnızca yapay zekayla ilgili olmadığını savundu: “Bu bir yapay zeka hikâyesi değil. Bu, bir zamanlar lider olduğumuz bütün sektörlerin hikâyesi.”

Carns’a göre karar, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın ekonomik ve stratejik sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Hollanda’da ise aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, yapay zekanın giderek daha fazla bir “ulusal egemenlik” meselesine dönüştüğünü savundu ve Hollanda’nın kendi yapay zeka modellerini geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Birleşik Krallık’ın eski Güvenlik Bakanı Tom Tugendhat ise tartışmayı doğrudan egemenlik kavramı üzerinden yorumladı. Tugendhat’a göre yapay zeka çağında egemenlik artık yalnızca askeri güçle değil, yazılım ve hesaplama kapasitesiyle de tanımlanıyor: “Egemenlik artık toplardan çok kodla ilgili.”

Euronews’in aktardığı bir diğer açıklama da Fransa Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad‘dan geldi. Haddad, Trump yönetiminin kararını “yapay zeka alanındaki jeopolitik mücadelenin hızlanması” olarak tanımlarken, Avrupa’nın başka ülkelerde tasarlanan, finanse edilen ve kontrol edilen teknolojilere bağımlı bir pazar olarak kalamayacağını söyledi.

Siyasal İletişimde Yeni Mesele: Yapay Zeka Egemenliği

Anthropic kararı sonrasında ortaya çıkan tablo dikkat çekici.

Normal şartlarda göç, ekonomi, Avrupa Birliği veya dış politika gibi konularda birbirleriyle sert biçimde karşı karşıya gelen aşırı sağ, radikal sol, merkez ve merkez sağ siyasetçiler bu kez benzer bir kaygı etrafında buluşuyor: Yapay zekada dışa bağımlılık.

Fransa’dan Hollanda’ya, Birleşik Krallık’tan Avrupa Birliği kurumlarına kadar farklı siyasi geleneklerden aktörlerin kullandığı dil dikkat çekici biçimde benzeşiyor.

Enerji bağımsızlığı, savunma sanayii, yarı iletken üretimi ve kritik altyapılar gibi başlıklara son yıllarda eklenen yeni kavram artık SosyalKafa’da sıkça ele aldığımız “yapay zeka egemenliği”. Fransa’daki son tartışmalar, bu kavramın yalnızca teknoloji politikalarının değil, seçim kampanyalarının ve siyasal iletişimin de yeni unsurlarından biri haline gelmeye başladığını ortaya koyuyor.

Anthropic’in erişim kısıtlaması kararı birkaç gün içinde, Avrupa’da devletlerin teknolojik bağımsızlığı ve egemenliği üzerine yürüyen daha geniş bir siyasi tartışmanın parçasına dönüşmüş durumda ve “yapay zeka egemenliği”, birkaç yıl öncesine kadar teknoloji politikalarının teknik bir başlığıyken bugün seçim kampanyalarının, ulusal güvenlik tartışmalarının ve siyasal iletişimin yeni kavramlarından biri haline geliyor.

 

Serhatcan Yurdam