Gazeteci Ruşen Çakır, Medyascope platformundaki “Fethullahçılar CHP’ye operasyon mu çekiyor?” başlıklı yayınında, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı hakkındaki iddiaları ve gazetecilere yönelik Fethullahçılar tarafından yürütülen linç kampanyasını değerlendirdi. Çakır, kutuplaşmanın bağımsız gazeteciliği baskıladığını söyledi.

Ruşen Çakır, Medyascope platformundaki “Fethullahçılar CHP’ye operasyon mu çekiyor?” başlıklı yayınında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı hakkında çıkan iddialar konusundaki tartışmalara dair değerlendirmelerde bulundu. Çakır, “İşin içerisine bir şekilde Fethullahçılar da dahil oldu” dedi.
Gazeteci Nedim Şener’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili bilgilerin CHP’ye devlet içerisindeki “FETÖ”cü bir çete tarafından servis edildiğine dair iddialarına dikkat çeken Ruşen Çakır, “Peki bu iddialar doğru mu? Yani iddiaları diyelim ki FETÖ iltisaklı birileri CHP’ye servis etmiş olsun ki öyle olduğunu düşünmüyorum. Çok zorlama ve işin kolayına kaçılıyor ve yıllar sonra hala artık böyle FETÖ deyince de hiçbir inandırıcılığı kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Fethullahçıların elinden gelen her şeyi yapabileceğini hatırlatan Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onu biliyoruz ama bu olayda ana eksen buradaki iddialar olmalı. İddialar olmalı ama böyle bir FETÖ muhabbetini gündeme getirdiler ve CHP’nin Fethullahçıların oyununa geldiğini söylediler. Söylemeye de herhalde devam edecekler. Bu çok fazla ciddiye alınabilecek bir iddia değil.”
”Gazeteciliğin en temel kuralı bir olayı tüm unsurlarına sorabilmek”
Gazeteciler Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan’ın Onlar TV’de Akın Gürlek meselesini konuştukları bir yayından kısa bir bölümünün çıkartılıp oradan bir lince maruz bırakıldıklarını ifade eden Çakır, Cevheri Güven’in ve Emre Uslu’nun muhalif kimi gazetecileri iktidara yanaşmakla suçlamaya çalıştığını söyledi.
Ruşen Çakır, “Şimdi burada yapılan çok basit bir şey gazeteciliğin en temel kuralı bir olayı tüm unsurlarına sorabilmek, sormaya çalışmak. Yani birisi suçlanıyorsa ona da muhakkak söz hakkı vermek. Kendisi konuşmuyorsa yakınındaki birileriyle konuşmak. Bu sevmediğiniz insan da olabilir. Hiç önemli değil. Önemli olan gazeteciye açıklama yapması. Doğrudan kendisi yapmamış anladığım kadarıyla. Normalde biliyorsunuz yıllardır, özellikle son 5-6 yılda AKP’li hiçbir kimse, hiçbir bakan muhalif medyaya herhangi bir konuda açıklama yapma ihtiyacı hissetmedi” şeklinde konuştu.
Barış Terkoğlu’nun hem gazetecilik faaliyeti yürttüğüne hem de Barış Pehlivan’la birlikte bir linç kampanyasına maruz kaldığını vurgulayan Ruşen Çakır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’inde Barış Terkoğlu’nu telefonla arayıp bu olayın muhalefeti içine çekmeye çalışan bir FETÖ operayonu olarak gördüğünü paylaştı.
“Gazeteci soru sorar, herkese sorar”
Akın Gürlek olayından dolayı yaşanan olayın sadece bir Fethullahçılık operasyonu olarak görülmesinin eksik olduğunu düşündüğünü söyleyen Ruşen Çakır konuşmasına şunları ekledi:
“Evet, birileri bunu yapmış olabilir, birileri bir video yapmış olabilir. Ama buradaki esas mesele şu: Bu kişiler, işte sosyal medyada Özgür Özel, İmamoğlu fotoğrafları olan insanlar niye böyle bir şeye atlıyorlar. Niye bir dakikalık bir cümleden hareketle bunca yıl kendini göstermiş ve sevdikleri, okudukları, izledikleri bir ismi hemen üzerine çarpı atıyorlar. Bu Fethullahçıların tek başına başarabileceği bir iş değil. Bu çok daha köklü bir mesele çok daha köklü bir sorun.
Kendim yaşadığım için biliyorum burada şu ya da bu kötü niyetli insanlar olabilir. Bunu provoke eden insanlar olabilir. Ama lince katılanlara baktığımız zaman burada maalesef Türkiye’de yaşanan kutuplaşmanın nasıl her yere sirayet ettiğini görüyoruz.
Bir insan kendini o kadar kanıtlamış etmiş bir insan diyelim ki hata yaptı ki burada bir hata yanlış yok. Diyelim ki bir hata yaptı hemen üzerine çarpı atmaya hazır çok sayıda insan var. Bu kutuplaşmanın bir ürünü yani diyorlar ki bu gazeteci benim gazetecim. Ben ne istersem onu yapacak. Benim hoşlanmayacağım bir laf edemez. Benim hoşlanmayacağım bir insanla görüşemez. Asla olamaz. Kavga etmeli.
Gazeteci kavga etmez. Gazeteci aktivist değil. Gazeteci soru sorar, herkese sorar. Ama yok, böyle bir şey yok. Türkiye’de maalesef gazeteciliğin ne olduğu konusunda bütün taraflar anlaşmış durumda. Gazeteci asker olacak. Şu ya da bu safın askeri olacak.
Bir diğer husus, kötülük. Yani kusura bakmasınlar ama insanların içinde böyle bir kötücül bir yön var. Hepimizde var belli ki. Ama bazıları böyle bir fırsat gördüğü zaman büyük bir şefkle olayın üzerine atılıp tepiniyorlar. Bunun nasıl sonuçlar doğuracağını, neye yol açacağını ya da o kişi de neye yol açacağını falan çok da fazla umursamıyorlar.”
“Muhalefette de Fethullahçı bir çete olduğunu sanmıyorum”
Ruşen Çakır, “Şimdi Özgür Özel’in bunu bir FETÖ operasyonu diye tanımlaması bence eksik. Özgür Özel’in öncelikle kendi tabanındaki insanların FETÖ ya da bilmem ne hiç önemli değil nasıl böyle tuzaklara geldiğini veya nasıl böyle acımasız olabildiğini sorgulaması bununla yüzleşmesi lazım” dedi ve ekledi:
“Hemen kurşun yağdırıyorlar. Olay bu. Bu Fethullahçılık. Tabii Cevher’i güveni tanımam. O çünkü vakti zamanda çok da önemli birisi değildi. Emre Uslu’yu iyi tanırım. Nasıl kötü ve pis birisi olduğunu bilirim. Onun bu fırsattan istifade, bu olaydan kendine prim yapmak istediğini de anlarım. Ama bunlar çapsız insanlar Bunlar CHP’ye inanmış, Ekrem İmamoğlu’na inanmış yüzlerce veya binlerce kişiyi harekete geçirebilecek insanlar değil.
Kendimizi aldatmayalım. Ki onların bir rolü var. Ama esas sorun burada bu lince katılan insanlarla, bunların oluşturduğu bakışla, kültürle yüzleşmezsek hep böyle kendimizi avutmaya devam ederiz.
Mesela ne demiş Barış Terkoğlu, “İktidardaki Fethullahçı çete dağıtıldı, muhalefetteki de dağıtılacak.” Muhalefette böyle bir çete olduğunu ben sanmıyorum. İktidardaki çetenin de dağıtıldığını hiç sanmıyorum. Onu da söyleyeyim. İktidarda hala çok güçlü bir şekilde varlar. Ellerini yıkadılar, gittiler. Bugün ekranlara çıkıp ona buna laf eden iktidar yanlısı gazetecilerin neredeyse hepsi düne kadar Fethullahçıların tetikçisiydi. Hepimiz biliyoruz.
Dolayısıyla onlar hala varlıklarını sürdürüyorlar. Tamam pişman oldular vs. Sanmıyorum. Hiç de pişman olmadılar. Dün ne yapıyorlarsa bugün de aynısını yapıyorlar. Yarın diyelim ki iktidar Fethullahçılarla tekrar barıştı sanmıyorum ama yine hiçbir şey olmamış gibi sarmaş dolaş olurlar. İktidardaki Fethullahçı çete bence dağıtılmadı.
Muhalefette de Fethullahçı bir çete olduğunu açıkçası sanmıyorum. Ama muhalefetin içerisindeki insanların Fethullahçı ya da başka birilerinin manipülasyonlarına kolaylıkla yem olabilme gibi bir zaafları var. Bununla kim nasıl baş edecek bilmiyorum.”



